ISLAM UYGULAMALARINDAN ÖRNEKLER

Kadınlar yalnız seyahat edemezler:

Diyanet'in yayinlarindan olan Sahih-i Buhari Muhtasari... 'nin 4.cild'inin 219.sayfasinda, kadinlarin yolculuga çikarlarken kocalarinin ya da yakinlardan birinin vesayetine muhtaç bulunduklari hususu ile ilgili su satirlari: "Islam dini kadinin ...bünye ve iradesindeki fitri za'fa mebni muayyen hususta kadini, mehariminden bir erkegin vesayetine vermistir. ki, kadinin uzak bir mesafeye gidebilmesi...için zevcin veya bir mahreminin bulunmasini sart kilmasi bu cümledendir..." (Sahih-i..., Cilt IV, sh. 219) )265.

Kadınlardan yönetici olamaz:

Diyanet'in yukarda adi geçen yayinlarinin 10. cild'inin 449.sayfasinda yer alan 1660 sayili hadis: "Mukadderatini bir kadinin eline veren millet felah bulmaz" seklinde olup Baskanligin su açiklamasini içermektedir: "Islam hukukunda amme velayeti denilen devlet teskilati riyaseti ancak erkek bir vatandas tarafindan temsil olunur. Bu, millet otoritesini temsil edecek mevkie kadin intihap edilemez. Çünkü kadinin fitrati bir çok cihetlerden bu çok agir vazifeyi deruhte etmege müsait degildir. Bunun için Islam hukukunda... devlet riyasetine intihap olunabilmesi hususunda kadin için hiçbir hak kabul edilmemistir" (Sahih-i... , Cilt X, sh. 449 ve d.)266

(Yani, deniyor ki; kadin'in kamu yöneticiligi gibi görevlere gelmesini önleyen sey yaratilisindaki eksikliktir: yani "aklen ve dinen dun" olusudur, "iradesindeki fitri za'f" tir.)

Animsatalim ki Islam'da kadin, sadece devlet baskanligina degil fakat siyasi ve idari görevlere de (örnegin kadilik, hakimlik, kaymakamlik, vs) hep bu nedenlerle layik görülmemistir. Gazali: "Yarim tanik durumunda sayilan ve erkegin hakimiyeti altina sokulan (kadin) nasil yargiç olabilir?" derken bunu anlatmak istemistir.

KADIN iMAM !...

İslam'da bir ilk: "Cuma"da kadın imam (Hürriyet 19.03.2005)

ABD'nin New York kenti İslam dininde bir ilke imza attı. Dünyada ilk kez bir kadın imam, kadınlı, erkekli cemaata Cuma Namazı kıldırdı.Namaza yaklaşık 1000 kişi katıldı.

New York'un Manhattan semtindeki St.John Katedrali'nde ilk kez kılınan Cuma Namazı, Amerikan medyasının ilgi odağı oldu. Kadınların imamlık hakkını gündeme getirdiği `Kuran ve Kadın' kitabıyla tanınan Afrikalı asıllı Prof. Dr. Amina Vadud, namaz öncesi bir basın toplantısı düzenledi. İslam dininde kadın ve erkek eşitliğinin önemini vurgulayan Vadud, `Cuma Namazı'nı bir kadın olarak ilk kez ben kıldıracağım' dedi. Vadud, `Bu benim için yeni bir şey değil, 10 yıl önce Güney Afrika'dan böyle bir teklif aldım' diye konuştu. Kadın ve erkeğin ruh olarak Allah tarafında eşit olduğunu belirten Vadud, daha sonra imam mahalline geçti.

Cuma Namazı'nı organize eden `İslam Uyanış Hareketi' üyesi Asra Numani ezan okuduktan sonra, Amina Vadud 2 saat süren Cuma hutbesi okuyup, namaz kıldırdı. Haremlik selamlık olarak ayrılan 100 kişilik cemaatin çoğunluğunu kadınlar oluştururken, başı açık olan kadınlar da saf tuttu.

PROTESTO EDİLDİ

Cuma Namazı'nın kılındığı katedralin önünde toplanan bir grup, tekbir getirerek Vadud'u protesto etti. Ancak polisler tarafından kiliseyi çeviren tel örgülerin dışına çıkarıldılar. Eylemlerine burada da devam eden protostocular, Vadud ve cemaati için, `Bunlar feminist, bu kişiler İslam'ı temsil etmiyor, homeseksüellik, pornoya ve alkole de müsaade ediyorlar' diye tepki gösterdiler.

İslam'da kadın hakları için ayaktayız

NAMAZI organize eden eski Wall Street Journal yazarı Asra Q. Numani ise, `İslam'da kadın hakları için ayaktayız. Arka kapıyı ya da gölgeleri artık tercih etmeyiz' dedi.

Asra Numani'nin namazı başı açık kıldığı da dikkat çekti. Amina Vadud'un iki saat süren hutbe ve imamlığından önce İslami Uyanış Hareketi üyesi Asra Numani ezan okudu.

Katedralde namaz

Amina Vadud namazı Manhattan'daki St. John Katedrali'nin Sinod Binası'nda kıldırdı. Bu gelişme karşısında ABD'li Müslüman liderler çekinceli kaldı. New York'ta faaliyet yürüten İslam'da Kadınlar
Örgütü lideri Ayşe el Adaviye, `Bu tür bir değişim toplumun içinden gelmeli. Ama bu dışarıdan zorlanıyor' diye konuştu. Bazı çevreler de, Numani'nin yazdığı kitabın reklamını yapmak için böyle bir
organizasyon planladığını iddia ediyor.

Kadın imam tartışması

ABD'de Prof. Amina Vadud'un dün New York'ta Cuma namazı kıldırması din adamları arasında farklı yorumlara yol açtı. Bazı din bilginleri kadınların erkeklere imamlık yapamayacağını belirtirken, kadının
kadınlara imamlık yapmasında sakınca olmadığı da ifade edildi. İşte din bilgillerinin konuya ilişkin görüşleri şöyle:

Caiz değil

Eski Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Nuri Yılmaz: Kadınların erkeklere namaz kıldırması caiz değildir. Kadınlar kadınlara imamlık yapabilir. Uygulamada Peygamberimiz'den günümüzü kadar gelen uygulama böyledir. Eğer dinde yeri olsaydı Peygamberimiz dönemindeki çok mümtaz kadın şahsiyetler vardı. Sahibilerin kendisinden bilgi aldığı Ayşe gibi Fatma gibi. Onlara imamlık yaptırılırdı. Hümmü Varaka rivayeti var, ancak bu çok istisnai bir durumdur.

Sakınca yok


Eski Diyanet İşleri Başkanı Süleyman Ateş: Kadınların kadınlara imamlık yapmasında görüş ayrılığı yok. Bence bir kadın imamlık yapma şantlarına haizse, bilgi ve birikimi varsa Cuma Namazı kıldırmasında sakınca bulunmuyor.

Özel amaçlı

Prof. Dr. Zekeriya Beyaz: İslam'da Cuma Namazı kıldıran kadın örneği bulunmuyor. Kadınlar kadınlara imamlık yapabilir. Erkeklere yapamazlar. ABD'de ortaya çıkan bu olay, özel amaçlı bir teşebbüstür, diye düşünüyorum.

Erkeğe zor

Dünyanın en üst düzey İslam alemlerinden sayılan, Mısır'ın başkenti Kahire'deki El Ezher Camii şeyhi Seyid Tantavi, `Kadının vücudu özeldir. Kadınlar, kadınlara imamlık yapabilir. Ama erkeklere yaptıklarında, arkasında namaz kılanların imamlarının vücuduna bakması ve sadece ibadete odaklanması zorlaşır' dedi.

Kabul olmaz

Ürdün'ün eski din işleri bakanı, Abdülaziz el Hayat ise, `Din büyükleri, karışık cemaatlere imamlık yapmasına izin vermemiştir. Erkeğin yanında bile namaz kılamazlar, arkalarında kılmalılar. O namazda bulunan erkeğin duası kabul olmaz' dedi.

Afganistan'da Islam Ve Kadın
Afganistan'da kökten dinci hükümetin iktidara gelmesiyle birlikte Eylül 1992'de başkentin büyük parkında "İslam'a uygun davranışlarda bulunmadıkları için" toplu idamlar gerçekleştirildi. Bu tarihlerde Afganistan kadını da bütün haklarını kaybetti. Oy kullanma, devlet dairelerinde ve televizyon/radyolarda çalışma hakları ellerinden alındı. 1960'lı yıllarda mini etek giyen Afgan kadını tepeden tırnağa örtünmek zorunda bırakıldı. Hizb-i İslami örgütü militanları batılı gibi giyinen kadınların üzerine asit atıyordu.

Afganistan bebek ölümlerinde birinci, kadın ölümlerinde ise ikinci sıradadır. Kadın ölümlerinin en büyük nedeni, kızların çocuk yaşta, daha hamileliğin yükünü kaldırabilecek kadar gelişmeden hamile kalmalarıdır. Regl olmaya başlayan kızlar hemen evlendirilmekte ve daha çocuk yaşta hamile kalmaktadırlar.

Afgan evlerinde erkeklerin bulunacağı odalarda el işi, dantel gibi kadın varlığını anımsatacak eşyalar bulundurulmaz. Afgan erkeği karısına evden çıkarken hoşçakal demez, nereye gittiğini ve ne zaman döneceğini söylemez.

Islamcı "Taleban" rejimi altındaki Afganistan'da tam anlamı ile "Islam Seriatı" uygulanıyor. Bu uygulamanın Afgan kadınları üzerindeki etkisi ise, onları toplumda "tümüyle görünmez" kılmak.. Afgan kadınlar, "burka" ile baştan aşağı örtünmeden evden dışarı adım atamıyorlar. Sokağa çıkabilmeleri için, "burka" bile yeterli değil tek başına..Yiyecek, ilaç ve diğer güncel ihtiyaçlarını bile almak üzere sokağa çıkmaları gerektiğinde yanlarında mutlaka aileden bir erkeği "refakatçi" olarak almak zorunluğu var.

"Burka" da kadınları tam koruyamıyor, Islam şeriatının zulmünden.. Nitekim bir su birikintisinden geçerken ıslanmamak için eteğini hafifçe kaldıran bir kadının "bacaklarını gösterdiği" gerekçesi ile iki Taleban tarafından dövülerek öldürülmesi dünya basınında yer almıştı.

Afganistan'da "Islamcılar"ın iktidarı ile tüm eğitim kurumları kadınlar için yasaklanmıştır.

Uzun yıllar savaş gören bir ülke olan Afganistan'da "dul kalan" kadınların durumu bir diğer felakettir. Çalışmaları yasak olan kadınlar, hayatlarını idame ettirecek gelirden yoksundur.

Taleban, yüzde 70'i kadın olan öğretmenlerin evden çıkıp çalışmalarına da izin vermediğinden, çocukların eğitimi aksamaktadır. Halbuki, Islamcılar iktidara gelmeden önce, Kabil'de 150 bin kayıtlı öğrencinin yüzde 40'ı kız öğrencilerdi.

Islamcı yönetim, erkek doktorların, kadın hastalara; kadın doktorların erkek hastalara bakmasını da yasaklamıştır. Kadın sağlık elemanları da çalışırken "burka" giydiklerinden, işlerini yapmalarını çok zor olmaktadır.

Islam yönetimi, müzik dinlemeyi, şarkı söylemeyi, dansı, her türden oyun ve eğlenceyi yasaklamıştır. Çocuk oyunları, onları "Kuran eğitiminden" uzak tutacağı varsayımı ile yasaklanmıştır.

Erkeklere "sakal bırakmak" mecburiyeti getirilmiştir.

Hırsızlık yapanların el ve ayakları kesilmiş, zina yapanlar taşlanarak öldürülmüştür.

Fotoğraf çekmek de "şeytan işi" gerekçesi ile yasaklanmıştır. Diğer yasaklar da şunlardır: Oyuncaklar, terzilerdeki moda dergileri, kadınların makyaj yapması, kaş almak, saçlarını kısa kestirmek, renkli veya beyaz elbise giymek, mücevher takmak, ince çorap ve topuklu ayakkabı, ayak sesinin duyulması, yüksek sesle konuşmak ve gülmek ..

Türkiye Cumhuriyeti'nde kadınlarımız, 76 yıl önce şeriattan laikliğe geçilmesi ile neler kazandıklarının bilincindedirler. Bangladeş, Cezayir, Afganistan, Sudan, Yemen, Iran ve diğer Islam şeriatı ülkelerinde hergün görülen olaylar ve yönetim tarzı, laik devletin önemini anlatmaktadır.

(Prof.Dr Necla Arat'ın , Cumhuriyet'te, 25.05.99 tarihinde yayınlanan makalesinden ve Faik Bulut'un kitabından yararlanılmıştır)

Banglades

Bangledes'li kadinlara uygulanan baski nedeniyle, kadinlar erkeklere uygun görülen islerin haricindeki islere yöneltilir. Yerel mollalarin fetvalari ile hirsizlarin elleri kesilir, zina yapan kadinlar taslanir, kirsal kesimde erkekler dogum kontrolu yapan karilarini bosarlar. Kendi kücük isleri icin banka kredisi alan kadinlara da iyi gözle bakilmaz, cünkü, "kadinlarin ekonomik özgürlük kazanmalari, erkeklerden daha üstün bir yer saglayacagi icin" istenmez. "Tanri'nin planinda bu yoktur" denir. Medrese ögrencileri, kiz okullarini "kizlarin Batililasmasina neden olduklari icin" yakmakta; gecerli kilinmaya calisilan kurallara karsi cikmaya cesaret eden kadinlar, siddet ve ahlaki sansür ile karsilasmaktadirlar.

Cezayir

Bu ülkede olanlar, uluslararasi basinda "uyanikken kabus görmek" olarak tanimlaniyor. Hergün kadinlar kaciriliyor, isknce görüyor, tecavüze ugruyor, sakatlaniyor ve köktendinci silahli grup tarafindan öldürülüyor.

Kadinlar salt "kadin" olduklari icin hedef aliniyor ve tipki ortacagda oldugu gibi, "kötülügü" simgeledikleri düsünülüyor.(Bilinen silahli gruplar arasinda siviller icinde en tehlikelisi 'Silahli Islamci Grup'. Diger gruplar ise Silahli Islamci Hareket ve Islami Kurtulus Ordusu).

Cezayir'de kadinlar örtünmeye zorlaniyor. Silahli islamci Grup, örtünmeden dolasan bütün kadinlari potansiyel askeri hedef olarak tanimlamaktadir. Bu tehdidi daha etkili kilmak icin köktendinciler, 17 ve 18 yasindaki iki liseli kizi otobüs beklerken öldürmüslerdir. Tesettürlü bir kiz arkadasi ile sokakta yürüyen bir baska liseli kiz da, yerel köktendincilerce "örtünmesi" icin uyarilmis, ama örtünmeyi reddedince öldürülmüstür.

Üniversitelerdeki kadin ögretim üyeleri, can güvenligi nedeniyle görevlerinden ayrilmislar, ve Cezayir disina ciktiktan sonra, Cezayir'in her yerinde duvar yazilarinda su sloganin isledigini söylemislerdir:"Cilbab (tepeden tirnaga kapali elbise) giyen kadinlar, Tanri sizi kutsasin; hicap (basörtüsü) takan kadinlar; Tanri size dogru yolu göstersin. Ve siz, kendilerini teshir eden kadinlar, kursunlar sizin icin.."

Cezayir'de bu baski nedeniyle cok sayida kiz ve kadin örtünmeye baslamislardir. Bu konuda 22 yasindaki bir kiz duygularini aciklarken sunlari demistir:"Hicbirimiz örtünmeyi istemiyoruz. Ama korku, düsüncelerimizden ve özgür olma istegimizden daha güclü, korku bizi her taraftan kusatiyor. Anne-babamiz, erkek kardeslerimiz hep bir agizdan, 'Yasamak istiyorsan örtün!' diyorlar." (Kaynak: Cumhuriyet, 20.05.1999, Prof.Dr.Necla Arat'in makalesi)

Iran

İran'da hicap-çarşaf giymek zorunludur. Örtünmemiş kadına esnafın satış yapması yasaktır. Caddelerde "Hicap giymeyen kadın fahişedir" ya da "Karısı hicap giymeyen erkek, erkek değildir" türünden ibareler yazılıdır. Hicap ya da çarşafsız gezmenin cezası 12 ay hapis veya kırbaçlanmaktır. Eğer kırbaç cezası para cezasına çevrilmek istenirse karşılığı 10.000 tümendir. Ortalama 80 kırbaç cezasının karşılığı bir çalışanın 6 aylık kazancına eşittir.

Kadını cezalandırmak için birçok neden vardır. Mantodaki iri bir düğme, mantonun altın ya da gümüş renginde olması, yırtmaç boyu, çıplak ayak veya ince çorap, oje sürmek...vb. birçok nedenden ötürü kadın cezalandırılabilir. Bunlar yazıya dökülmemiş olduğu için de kadının cezalandırılmasında büyük bir keyfilik hakimdir.

Kadınlar kocasından izin almadan sokağa çıkamaz, babalarının cenazesine bile gidemez. Yolda veya araba içinde bir arada görülen çiftler baba-kız, karı-koca, abla-kardeş olduklarını kanıtlayamazlarsa zina yapmaktan tutuklanırlar. Erkek ve kızlar bir parti/ev toplantısında bir arada yakalanırlarsa hemen evlendirilirler. Erkekler şort giydiği için kadınların futbol gibi spor karşılaşmalarını izlemeleri yasaktır. İran'da üst düzey hiçbir yönetim kadrosunda kadın yoktur.

Kadinlarin carsaf giymek zorundalar. Bu ülkede, "muta nikahı" denilen bir imam nikahı ile erkekler ilekadınlar para karsiliginda "saatlik" surelerle "evlenebiliyorlar"..

Sabah Gazetesinin 22.05.2000 tarihli nüshasında İranlı kadınlarla ilgili şu haber yayınlandı:

"Hayvan kadar değerimiz yok"

ABC televizyonu İranlı kadınların feryadını yayınladı: İnsan hayvanını bile kırbaçlamaz. Ama bizi kırbaçlıyorlar

İranlı bir grup kadın Amerikan ABC televizyonunun programına katılarak İran'da kadının ve gençliğin durumunu anlattı. Bu program yüzünden mollalar tarafından soruşturmaya uğrayacaklarını, belki işkence görecek ve kırbaç cezasına çarptırılacaklarını bile bile ABC'ye konuşmayı kabul ettiler. Mollaların zulmünün artık onları korkutmadığını söylüyorlar. Yakında ülkede yeni bir devrim olacağına inanıyor ve "Artık susmayacağız" diyorlar.

Nightline (Gecehattı) programı muhabiri Ted Koppel ile sokak röportajı yapan 4 İranlı kadın, sokakta, okulda, erkeklerle ilişkilerinde ve işte hep saklanmak zorunda kaldıklarını belirttiler. İçlerinden biri sokakta bir erkekle görüldüğünde başına gelenleri şöyle anlattı: "Bir erkekle görülürsem bana ve ona ayrı ayrı kim olduğunu sorarlar. Cevaplar birbirini tutmazsa ve kardeşim ya da kocam değilse ikimizi de alıp götürürler..."

En kötüsü ise gizli ev partilerinde yakalanmak. Erkeklerin ve kadınların birlikte olabildiği bu partiler Devrim Muhafızları tarafından sık sık baskına uğruyor. Katılanlar mahkemeye sevk ediliyorlar. Partilerde yakalanmanın cezası 30 kırbaç.

Ortaçağ gelenekleri:

Kadınlar kırbaç cezasına büyük tepki gösteriyor. "İnsan bunu hayvanına bile yapmaz. Değerimiz hayvandan bile düşük" diyorlar. Partide yakalananlar bekaret kontrolünden geçiriliyor. Bakire olmayanlar birlikte oldukları erkekle zorla evlendiriliyor. Genç İran kadınlarına göre tüm bu uygulamalar İran'ın hâlâ Ortaçağ gelenekleriyle yönetildiğini gösteriyor. İran dışındaki hayatı gördükleri zaman oradaki kadınlar gibi yaşama heveslerini "Başka ülkelerdeki kadınların yaşamlarını konuşmalarını, giyinişlerini görüyorum. Ben de aynı şeyleri yapmayı istiyorum. Ama yapamıyorum ve utanç duyuyorum" diye dile getiriyorlar."

Bir öpücüğe 74 kırbaç

Hürriyet Gazeresi'nde 25.04.2003 günü yayınlanan habere göre, İran'ın önde gelen aktrislerinden Gevher Hayrandiş, bir ödül töreninde genç bir yönetmeni alnından öptüğü gerekçesiyle 74 kırbaç cezasına çarptırıldı, ancak halktan özür dilediği için cezası tecil edildi.

İran Daily Gazetesi'nin haberine göre, 50'li yaşlardaki saygın film ve televizyon aktrisi Gevher Hayrandiş, geçen eylül ayında Yezd kentinde bir festivalde 20 yaşlarındaki Ali Zamani'ye en iyi yönetmen ödülünü verirken elini sıktı ve alnından öptü. Ali Zamani, ünlü aktrisin geçen yıl ölen aktör kocasının öğrencisiydi ve bir anne şefkatiyle başarısının tebrik edildiğini duyurdu.

Kadın-erkek yakınlığının ve toplum içinde öpüşmenin tabu olduğu İran'da bu öpücükle yer yerinden oynadı ve Yezd kentindeki dini liderler sokaklara dökülüp aktrise lanetler yağdırdılar. Protestolarla yetinmeyenler ünlü aktrisi mahkemeye verdiler. Mahkeme, Hayrandiş'e 74 kırbaç cezası verdi. Gevher Hayrandiş, ‘‘Herhangi bir suç işlediysem özür dilerim. Ben anne şevkatiyle öptüm’’ dedi ve bu özrü sayesinde ‘‘şimdilik’’ kaydıyla kırbaç cezasından kurtuldu. Mahkeme, benzer bir suçu ikinci kez işlemesi halinde Gevher Hayrandiş'i derhal 74 kırbaç atılmasını onaylayacak.

Hayrandiş mahkemenin kararını protesto edip etmeyeceğini açıklamadı. Ancak sanat çevreleri böyle bir kararın İran'ın uluslararası alandaki pozitif imajına darbe vuracağı uyarısında bulundular. Film yapımcısı Kioumars Pourahmad, ‘‘Saçma ve iğrenç. Hayrandiş hálá yas tutuyor ve ölen eşinin öğrencisi Ali Zamani oğlu gibidir. Bu tür kararlar sadece nefret yaratır’’ yorumunu getirdi.

İran'da kadınlar üzerine uygulanan baskıyı, insanlıkdışı cezalaları görmek için burayı tıklayınız. Bir kadının ağzından İran'da İslam adına özgürlüklerin yokedilişini ve günlük hayatın nasıl bir işkenceye döndüğünü öğrenmek için de burayı tıklayınız.

Yemen

Kadinlar erkeklerle yüz yüze gelse bile el sikismalari yasak. Carsaf giyip, pece takiyorlar.

Katar

Kadinlar secimde aday olsalar bile, erkeklerin bulundugu ortamda bulunmalari yasak. Miting ve TV'de yüzlerini göstermeleri yasak, sadece telefonla oy isteyebiliyorlar.

Suudi Arabistan

Carsafsiz sokaga cikmak yasak. Nufus cuzdanlari yoktur, isimleri babalari veya kocalarinin kimliklerinde yazilidir.

Peçe takmamak, sokakta tek başına yürümek, üniversiteye gitmek, koşmak, sıçramak, araba sürmek kadınlara yasak.  Arabanin ön koltugunda bile oturamazlar. 1990'da kadınların araba kullanma hakkı için yaptığı gösteriler ülkede büyük yankı yaptı. Kadın göstericiler tutuklandı ve kocalarından "bir daha böyle bir gösteri yapmayacaklarına" dair teminat alındıktan sonra serbest bırakıldılar.

Kadın, kocasının refakati olmadan yurt dışına çıkamaz. Halka açık yerlerde yüzemez, hiçbir toplulukta erkeklerle bir arada bulunamaz. Kadınlar bilinçli olarak cahil yetiştirilirler. Tek yaptıkları alışveriş ve evde oturmaktır. Bayan öğretim görevlilerinin sayısı çok azdır. Erkek profesörler üniversitedeki kız öğrencilere monitör aracılığıyla ders verir.

Suudi Arabistan'da 15 kız öğrencinin "tesettür" uğruna diri diri yanmasına neden olundu:

Hürriyet Gazetesi'nde 17 Mart 2002 tarihinde yayınlanan haberde, yanan ortaokul binasından kaçan 15 kızöğrenci, Suudi din polisi tarafından ‘Kıyafetiniz sokağa çıkmaya uygun değil’ gerekçesiyle engellendi. Pazartesi yaşanan olayda başörtüsüz olduğu için kızlar, diri diri can verdi.

Suudi Arabistan'ın Mekke Kenti'nde geçen Pazartesi sabahı, bir okulda çıkan yangından kaçmaya çalışan 15 kız öğrenci ‘Namahrem Vahşeti’ne kurban gitti. Din polisi (mutavva), türbanları ve çarşafları olmayan genç kızların alevler içindeki binadan çıkışına izin vermedi. 

Elektrik kontağından çıktığı sanılan alevler bir anda üç katlı ortaokul binasını sardı.

Öğrenciler, can havliyle kendilerini dışarı atmak istedi. Ancak genç kızlar kapıya koştuklarında din polisleriyle burun buruna geldi. Din polisleri, İslami kurallara göre giyinmedikleri, türban ve çarşafları olmadığı için kızların çıkmasına izin vermedi.

Din polisleri, yangını söndürmeye çalışan itfaiye ekiplerinin binaya girmelerine de ‘‘Namahrem’’ gerekçesiyle, izin vermedi ve ‘‘Onlara yaklaşmak günahtır’’ diye uyardı. Bir görevli El-İktisadiye Gazetesi'ne yaşananları şöyle anlattı:

‘‘Kızlar dışarı çıkmak istiyor, çarşafları olmadığı için dayak yiyorlardı. Durumun çok kritik olduğunu ve bu tür davranışın yeri olmadığını söyledik. Ama bizlere bağırdılar ve kapıdan ayrılmayı reddettiler.’’

Acılı bir baba da ‘‘Bekçi kapıyı açmayı bile reddetti. Polis durdurmasaydı kızlar kurtarılabilirdi’’ diye yakındı.

Netice'de Allah-varsa eğer- islamiyet dini uğruna bu vahşete müsaade etmiş oldu. Eğer Allah yoksa, bu sefer Suudi'ler Muhammed'in uydurduğu islamiyet  adına bir vahşet daha yapmış oldular.

Hürriyet, 07.05.02 - Suudi Arabistan'da kara çarşaf operasyonu

Suudi Arabistan'da kadınların giymek zorunda olduğu, başlarından ayak parmaklarına kadar örten kara çarşaflardan 82 bini, yetkililer tarafından ‘‘çok süslü ya da vücut hatlarını fark ettirebilecek’’ şekilde bulunduğu için  toplatıldı. Ticaret Bakanlığı, başkent Riyad ve Cidde'de yapılan denetimler sonucu, şeriat yasalarına tam uymadığı belirlenen, fabrika ve dükkanlardaki 82 bin kara çarşafa el koydu. El konulan kara çarşaflar istenildiği kadar sade, ışık geçirmez ve bol  değildi. (Bu haberi, başlarına türban takmakla islamiyete uygun giyindiklerini sanan türbancı hanımlara ithaf ediyorum. İslamiyet en doğru şekilde Arabistan'da yaşandığına göre, Arap kadınları ve erkekleri en gerçek müslümanlardır. Çünkü, peygamberleri Arap, Kuran'ın orijinal dili Arapça olup, Kuran ayetleri ve hadisleri Arapların yanlış ve eksik yorumlaması gibi birşey söz konusu olamaz.)

Birleşik Arap Emirlikleri

Çok kadınla evlilik, haber vermeden kadını boşama, dışarıdan getirilen kadınları metres tutma gibi durumlar yaygındır. İslamcılar çok kadınla evliliği teşvik ediyorlar. Birden fazla kadın alan erkeğe 10.000$ kadar para yardımı yapılıyor. Erkek doktorlara ev yapmaları için 200-300 bin dolar yardım yapılırken kadın doktorlara yardım yapılmıyor.

Kuveyt

Kadın her bakımdan ikinci sınıf muamelesi görüyor. Fakat erkeklerle birlikte çalışabilme özgürlükleri var. İslamcı örgütler kadınları örtünmeleri için zorluyor. Kuveytli kızların %60'ı örtünüyor. Örtünmeyenler üzerinde de büyük baskı var. Tıp fakültesinin bombalanması gibi eylemler yapılıyor.

Ürdün

"Kadını dövmek onun onurunu incitmez, çünkü kadın doğuştan onursuzdur" kuralı benimseniyor. Örtünen her kadına ayda 22 dolar kadar para ödeniyor. Her evde 5-6 kadın olduğu için aylık gelir 130 dolara kadar çıkıyor. 1990'lı yıllarda karma eğitim kaldırıldı. Kız öğrencilerin şort giymeleri ve gösteri yapmaları yasaklandı. Görücü usulünü eleştiren bir film gösterilirken sis bombası atıldı, kadın sığınma kampı bombalandı. Ülkede bekaret çok önemlidir. Bekaret zarının tamir masrafı yaklaşık 300$. Bu durum ülke genelinde oldukça yaygındır.

Mısır

"Kadının cenneti, kocasının ayakları altındadır" düşüncesi hakim. Kökten dinciler kadının eve kapanması için yoğun çaba sarf ediyor. Devlet çok yoksul olduğu için Müslüman Kardeşler Örgütü büyük bir etkinliğe sahip. Evsizlere ev bulmaktan hastalara doktor temin etmeye kadar birçok yardım kampanyasıyla halkı İslam'a ve kadınları örtünmeye teşvik ediyor. Bütün sinema ve ses sanatçıları büyük rüşvetler karşılığında örtündü. Böylece "Sanatçılar İslam'a döndü" kampanyası yapıldı. Bu kadınların örtülü fotoğrafları sokaklara asılarak kadınlar örtünmeye teşvik edildi. 1950'li yıllarda üniversitelerde tek bir kız bile türbanlı/peçeli değilken bu rakam 1970'lerde %30'a çıktı ve hala yükseliyor. Örtünmeyen kızlar tecavüze uğruyor ya da tehdit ediliyor.

Erkeğin kuma getirmesi durumunda kadın bu ikinci evliliğin kendisine zarar verdiğini kanıtlamak zorundadır. Kocası tarafından boşanan kadın hem evini hem de çocuklarını kaybeder. Kadına "boşama" hakkı, 2000 yılının Mart ayında tanınmıştır.

Mısırlı İslamcılar kadın otobüste koltuğundan kalktığı zaman 10 dakika kadar o koltuğa oturmuyorlardı. Kadının bıraktığı sıcaklık bile şeytani olarak nitelendiriliyordu. Kadın hakları savunucusu Dr. Neval el Saadawi 1992 yılkında saldırıya uğradı. Hala korumalar eşliğinde geziyor.

Nijerya

Hürriyet, 08.05.02 - Nişanlısıyla birlikte olan kadına 100 kırbaç Nijerya'da nişanlısıyla girdiği ilişki sonrasında hamile kalan  bir genç kadın, evlilik dışı ilişki yüzünden 100 kırbaç cezasına çarptırıldı. 4 aylık hamile Adama Yunusa'nın (19) cezası doğum yaptıktan 4 ay infaz edilecek.

Nişanlısı İsa Katagüm ile birlikte olan Adama Yunusa'nın cezasını temyiz etmesi bekleniyor. Nijerya'da şeriat yasaları uygulanıyor. Safiye Hüseyni isimli 33 yaşındaki bir kadın, zina yüzünden recm cezasına çarptırılmıştı. Uluslararası baskının  ardından Safiye Hüseyni idamdan kurtulmuştu.

Bir recm cezası daha:

AFP muhabirinin resmi makamlardan aldığı bilgiye göre, kuzeydeki Katsina eyaletinde Emine Laval adlı kadın, boşandıktan sonra çocuk dünyaya getirdiğini itiraf edince taşlanarak ölüm cezasına çarptırıldı. Recm cezası, Bakori kentindeki şer'i mahkeme tarafından geçen cuma verildi. Tüm dünya bu insanlıkdışı islami uygulamaya karşı tepkilerini dile getiriyor. (Kaynak: Gazeteler, 23.03.2002) (Osmanlı'da recm bir kez uygulanmıştı)

Pakistan

Pakistan, islam şeriatının ezmekte olduğu ülkelerden birisidir. Bu ülkede 15-40 yaş arasında ölen kadınların oranı %75'dir. Ölümlerin büyük kısmı doğum sırasında gerçekleşir. Çünkü Pakistanlı kadınların %97'si kansızlık hastalığına sahiptir.

Pakistan'da tecavüze uğrayan kadın zina yapmış sayılır. Şikayet için karakola giderse "kötü ahlaklı kadın" damgası yer. Ayrıca polisler tarafından da tecavüze uğrama riski vardır. Dava mahkemeye giderse ya erkek haklı bulunur, ya da dava sürüncemede bırakılır. Üstelik kadının "fahişelik"suçlamasıyla cezaevine konulması da mümkündür. Pakistan'da hapishanelerdeki kadın mahkumların %75'i "zina" ile suçlanmaktadır. 1980'lerde Ziya Ül Hakk'ın şeriat yasalarını ilan etmesinden sonra tecavüz suçunda büyük bir artış meydana gelmiştir. Ziya Ül Hakk'ın danışmanı Dr İsrar Ahmet, bir televizyon konuşmasında "İslam toplumu yaratılana kadar hiç kimse tecavüz suçundan hüküm giyemez" şeklinde bir açıklama yaparak bu suçların artmasında etken oldu.

Eve kapatılan Pakistanlı kadınlarda güneş yüzü görmemekten kaynaklanan "osteomalasya" adı verilen bir çeşit kemik erimesi hastalığı çok sık görülür. Bu hastalık tüm Müslüman ülkelerde görülmüştür. 1980'de bir mollanın kışkırttığı kalabalık, babası belli olmayan bir bebeği taşlayarak öldürmüştür.

1991'de Benazir Butto'nun mollalara verdiği tavizler kadının durumunu daha da kötü hale getirmiştir. Peçeli bir kadınla erkeğin karşılıklı çay içtiği bir reklam bile dine aykırı olduğu gerekçesiyle yasaklanmıştır. Aynı şekilde "İslam'da dans etmek haramdır" gerekçesiyle şekerlerin dans ettiği bir şeker reklamı yasaklanmıştır.

Pakistan'da Kuran'la evlendirilen kadınlar vardır. Mülkiyetin bölünmemesi için yapılan bu uygulama ile Kuran'la evlenen kadın bir daha erkek yüzü göremez, evden bile çıkamaz. yılkında saldırıya uğradı. Hala korumalar eşliğinde geziyor.

Ve, Hürriyet Gazetesinde23.05.2000 tarihinde yayınlanan bir haber :

Pakistan’da kadınlara gülmek yasak, tecavüz caiz

Müşerref’ten dincilere taviz

Askeri yönetimin göz yumduğu aşırı dinciler, Pakistan'ı da Afganistan'a çevirme yolunda. Son olarak İslamabat polisi genç kız ve kadınların sokakta gülmesine yasak getirdi. Emniyet müdürüne göre, kadınlar böylece suça neden olmayacak. Pakistan'da tecavüze uğrayan kadınlar, ‘gönül rızasıyla birlikte
oldu’ diye suçlanıp hapsediliyor.

YAKIN tarihe kadar Türkiye'yi örnek alan Pakistan, her geçen gün biraz daha aşırı dincilerin hakimiyetine giriyor. Afganistan'da Taliban hareketinin doğmasını sağlayan Pakistan, şimdi aynı hareketin ülke içindeki etkisine seyirci. En son olarak başkent İslamabat'ın Emniyet Müdürü, genç kız ve kadınların evleri dışında
yüksek sesle gülmesine yasak getirdi.

Emniyet Müdürü Nasır Durrani, kadınların tamamen örtünmesini, yüzlerini erkeklerden saklamasını ve evlerinin dışında yüksek sesle gülmemesini istedi. Nasır Durani, böylece kadınların suçlulardan korunacağını savundu.

Kadınların bu kuralların dışındaki davranışlarının tahrik nedeni olduğunu öne süren Emniyet Müdürü, kadınların özellikle market, park ya da kamuya açık yerlerde kapanmasını istedi. Kadınların giyim kuşamlarına daha dikkat etmesi gerektiğini belirten Emniyet Müdürü, kadın silüetinin tahrik ettiğini de sözlerine ekledi.

Bu arada, özellikle ülkenin Afganistan'la sınır kuzey ve batı bölgelerinde Taliban felsefesinin hakim olduğu belirtiliyor.

Namus Katliamı

General Pervez Müşerref liderliğindeki askeri yönetimin aşırı dinci etkinliğine göz yumduğu da gelen haberler arasında.

Pakistan'da tecavüz olayları da çok yaygın. İnsan hakları kuruluşları tecavüze uğrayan binlerce kadının hapiste olduğuna dikkat çekiyor. Çünkü, tecavüz sanığı erkekler, kurbanlarının kendileriyle gönül rızasıyla birlikte olduğunu savunuyor.

Pakistan yasalarına göre, evlilik dışı ilişki suç kabul ediliyor ve sadece kadın hapsediliyor. Bu nedenle tecavüze uğrayıp da şikayette bulunan kadınların çoğu hapiste. Böylece binlerce  tecavüz suçlusu da kadınlar şikayet edemediği için cezasız  kalıyor.

Yine insan hakları kuruluşlarının hazırladığı raporlara göre, her yıl ortalama bin kadın ‘namus cinayetine’ kurban gidiyor. Bırakın tecavüze uğramayı ya da evlilik dışı ilişkiye girmeyi, sokakta  yabancı bir erkekle dolaşan kadınlar bile aile yakınları tarafından  ‘namuslarını kirlettiği’ iddiasıyla öldürülüyor. Pakistan yasaları,
 cinayetin ‘namus’ nedeniyle işlenmesi halinde ceza indirimi yapıyor.

Pakistan'ın durumu hakkında ilave bilgi almak için  burayı tıklayınız.
 

Endonezya

Kadına kırbaç - Hürriyet - 18 Aralık 2006 

2004 yılındaki tsunamiden etkilenen en büyük yerleşim birimi olan Endonezya’nın Banda Açe bölgesine gönderilen yardım paraları, felaket kurbanları yerine şeriat zabıtası kurulmasına harcandı. Şimdi kurallara göre örtünmeyen kadınlar bu birim tarafından yakalanıp sokak ortasında kırbaçlanıyor. Erkekler de tekbir getirerek infazı seyrediyor.


Indonezya açıklarında 2004 yılında meydana gelen deprem sonrasında oluşan tsunamiden en çok zarar gören bölge olan Banda Açe’ye gönderilen uluslararası yardım paralarıyla kadınlar kırbaçlanıyor. Şeriatla idare edilen Banda Açe bölgesine gelen milyonlarca dolarlık yardım parasıyla kadınların iffetli giyim kuşam ve davranış içinde olup olmadığını takip eden ahlak zabıtası kuruldu. Şeriata uymayanlar halk önünde kırbaçlanıyor. "Şeriat polisi" denilen birimde normal polislerden daha fazla kişinin istihdam edildiği iddia ediliyor. Bu birimin maaşları da yerel yönetimlere gelen deprem yardımları parasından ödeniyor. 

Kumar veya içki içtiği saptanan, bir erkekle yakınlık kuran ya da İslami kurallara göre giyinmeyen yanlız bir kadın tespit edildiğinde, kalabalığın ortasında diz çöktürülüyor. Platformun üzerine çıkan ahlak polisi yanında taşıdığı kırbaçla kadının cezasını hemen orada infaz ediyor. Görgü tanıklarına göre çoğunluğu erkeklerden oluşan seyirciler kadının kamçılanması karşısında memnuniyetlerini naralar atıp tekbir getirerek dile getiriyorlar. Geçen yıl kumar oynattıkları ihbar edilen dört kadının kırbaçlanması sırasında birisinin bayıldığı bildirildi. 

Açe Ar-Raniri Üniversitesi’nden Nuryannah İsmail, "Şeriat Polisi"ni "vaktinin büyük bir zamanını erkeklerin kadınlardan üstün olduğunu mesajını vermek isteyen kişilerden oluşan bir grup" olarak tanımlıyor. Uluslararası yardım kuruluşları ve Endonezya kadın hakları kuruluşları, "Şeriat Polisi" birimini "dehşet verici" olarak niteleyerek, hükümet yetkililerini zaten kıt gelen yardım paralarını çarçur etmekle suçladılar. Bir BM yetkilisi Endonezyalı yetkilileri uyararak "Kimse bizim yardım paralarımızı bu birimi sübvanse etmek için kullanmasın" diye uyarıda bulundu. 4 Milyon nüfuslu Açe’de tsunami 170 bin kişinin ölümüne yol açmıştı. 

Tsunami dullarına çalışma izni yok

Banda Açe’de agresif genç erkeklerden oluşan "Şeriat Polisi" tsunami sonrasında dul kalan bir çok kadının gece dışarı çıkmalarını, tezgahtarlık ya da garsonluk gibi gece işlerinde çalışmalarını fuhuşa sürüklenebilecekleri gerekçesiyle engellemek istiyor. Lhokseumawe kentinde sokağa çıkma yasağı bu birim tarafından kısmen yürürlüğe konulmuş durumda. Banda Açe’de çarşıda yalnız kadınlar bu polisler tarafından takip ediliyor. 

"Müminlere vaaz ve irşad’’ adlı kitaptan

(Diyanet İşleri Başkan Yardımcısı Mehmet Altunkaya)



İŞYERİNDE HAREM-SELAMLIK

Bir işyerinde halvet ve erkekle kadınların bir arada çalışmaları ve gayrimeşru yaşamaya vesile olacak şekilde bir arada bulunmaları kesinlikle haramdır.

KADIN SEKRETERE KADIN PATRON

 Erkek işadamına kadın sekreter haramdır. Yabancı bir erkeğin tutması halvete ve yalnız başlarına kalmalarına vesile olacağı için caiz değildir.

KADINLA TOKALAŞILMAZ

İslam dini kadınla tokalaşmayı yasaklamakla kadını tezyif etmiyor (onu küçük düşürmüyor) bilakis şerefini kurtarıyor. Kötü niyetlilerin şehvetle el uzatmasına engel oluyor.

KAYINVALİDENİN ELİ TUTULMAZ

Bir kimse kayınvalidesinin elini tutar veya sıkarsa bu sebeple ikisinin veya birisinin şehvet hissi doğarsa Hanefi mezhebine göre zevcesi (eşi) kendisine ebediyyen haram olup nikahı gider.

KOCA ZEVCESİNİN AMİRİ

Kadın meşru herşeyde kocasına itaat etmekle mükellef kılınmıştır.

ZEVCENİZİ İNCELEYİN

Evlenecek kişi, zevcesini inceleyip almalıdır. Din edep ve ahlak bakımından zayıf karakterli kadınlardan herşey beklenir. Nitekim bu tür olanlar kayınpederleri ve kayınbiraderleri ile fuhuş yapmaktan çekinmezler.

Görüldüğü gibi, İslamiyet, kadın ve erkek arasında ayırımcılık yapmakta ve kadınları ikinci sınıf insan yerine koymaktadır.

Birinci sayfaya dönüş (İslamiyet Ve Kadın) için burayı tıklayınız.
 

Islamiyette Kadinin Kapanmasi

Osmanli Zamaninda Türk Kadini

Bas Örtmemek Günah Degildir

Islamiyette Kadinin Bosanmasi

Türban(Kadin Sarigi) Destekçileri

Türban Ve Hukuk

Bu Cagda Bu Goruntu

Seriat Baska Yasamlara Hayat Hakki Tanimaz

Kadın ve Islamiyet konulu, resimli bir Ingilizce site

Yavaş yavaş biter özgürlükler

Islamiyet Gercekleri Anasayfasi

Islamiyet Gercekleri (yedek link)