Free Web Hosting

AVRUPA'DA TÜRBAN YASAĞI

 Avrupa Insan Hakları Mahkemesi Kararı     Isvicre'de TurbanaYasak Fransa Ve Turban I Belcika'da Turban'aYasak
Avrupa Insan Haklari Komisyonu Karari Bati Laikligi Ve Turban Fransa Ve Turban II Turban Cesit Ve Anlamlari
Almanya'da Turban'a Yasak       Hollanda'da türbana hayır  Fransa Ve Turban III Mısır'dan Avrupa türban yasağına onay fetvası
Fransa'da türbanlı öğrenci okuldan atıldı Almanya Eyaletinde türban yasağı Fransa ve Türban IV Ingiltere'de tesettürlü ehliyet sınavına hayır

Turban/Basortusu konusunda dinci cevreler istismara devam ediyorlar. inanclara saygi adi altinda, cagdas toplum kurallarini gormezden gelmek, "inanci", "kurala" ustun kilmak istiyorlar.

Halbuki, dinin toplum kurallari ile cakistigi yerlerde, kurallar ve bu kurallari doguran yasalar gecerlidir. Hukuk devleti olmanin bir anlami da budur. Turban takma inadindan vazgecmeyip, olayi bir cesit "insan hakki "goren kisiler, dogrulari bilmeden veya dogrulari bilincli bir sekilde carpitarak (takiyye yaparak) inatlarina devam ediyorlar.

Bakalim, insan Haklari'nin besigi Avrupa, turbani nasil goruyor?

AIHM: Türbanlı fotoğrafla kayıt yapılamaz Hürriyet 17-10-2006

Marmara Üniversitesi’ne "türbanlı" fotoğraf verdiği için kaydı yapılmayan Emine Araç’ın 2002 yılında yaptığı başvuru, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi tarafından kabul edilir bulunmadı. 

Avrupa Insan Hakları Mahkemesi (AIHM), "türbanlı fotoğraf" sunarak üniversiteye kayıt yaptırmak isteyen öğrencilerin davasını reddetti. Böylelikle 1993’te aldığı benzer kararın içtihadını sürdürdü. AİHM, Marmara Üniversitesi’ne kayıt yaptırırken "türbanlı bir fotoğrafını" veren ve bu nedenle kaydı yapılmayan Emine Araç’ın, 2002 yılında yaptığı başvuruya "ret" kararı aldı. Araç, üniversitenin kararının "din ve vicdan" özgürlüğünü kısıtladığını belirtmiş ve aynı zamanda eğitim hakkının engellendiğini belirtmişti. Strasbourg Mahkemesi, Araç’ın başvurusunu "kabul edilebilir" bulmadı. 

Mahkeme gerekçeli kararında, halen AKP Kahramanmaraş Milletvekili olan Mehmet Ali Bulut’un eşi Lamia Bulut’un 1988’de açtığı ve 1993’te sonuçlanan davasını hatırlattı ve türbanlı fotoğraf sunduğu için diplomasını alamayan bu başvurunun reddedildiğini de belirtti. AİHM, bir öğrenciye başı açık bir fotoğrafla kayıt yaptırma zorunluluğu uygulamasının o öğrencinin dini vecibelerini yerine getirme özgürlüğünü kısıtlamadığını belirtti. AİHM, bu tür kuralların uygulanması ile ilgili, ülkelerin geniş yargı alanı bulunduğunu belirtti. Araç’ın kendisine "ayrımcılık" yapıldığı yönündeki itirazı da kabul edilmedi, mahkeme, uygulamanın bir dine ya da cinsiyete yönelik değil, "kimlik tespitine" yönelik olduğunu belirtti. 

Avrupa Insan Hakları Mahkemesi'nden Başörtüsü Yasağına Onay

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Türban Konusuna Son Noktayı Koydu: 
"Üniversitelerde türban yasağı insan haklarına aykırı değildir."

Türbanda son karar Hürriyet 11.10.2005

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), üniversitelerde türban yasağı konusuna son noktayı koydu ve bu uygulamanın, ‘insan hakları ihlali olmadığına’ karar verdi. AİHM’nin ‘temyiz mahkemesi’ niteliğindeki Büyük Mahkeme, dün 17 yargıcın kararıyla üniversitelerde ‘türban yasağı’ uygulamasının ‘yasal’ olduğuna hükmetti. 

İstanbul Tıp Fakültesi öğrencisi Leyla Şahin, 1998’de bu nedenle ‘disiplin’ cezası almış ve uygulamayı AİHM’ye taşımıştı. 29 Haziran 2004’te davayla ilgili ilk karar, AİHM’nin 4’üncü dairesi tarafından verilmiş ve 7 yargıç oybirliğiyle türban yasağının ‘insan hakları ihlali olmadığına’ hükmetmişti. Dava daha sonra Şahin’in avukatları tarafından AİHM’nin büyük mahkemesine götürülmüştü. Dün davayla ilgili kararını açıklayan Büyük Mahkeme, türban nedeniyle okula girişi yasaklanan İstanbul Tıp Fakültesi öğrencisi Leyla Şahin’in başvurusunu ‘haksız’ buldu. AİHM, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin ‘din ve vicdan özgürlüğünü’ güvence altına alan 9’uncu maddesinin ihlal edilmediğine karar verdi. Böylelikle okullarda türban yasağı konusunda Avrupa genelinde ‘içtihat’ oluştu. 

Mahkeme, kamusal alanda türban takılamayacağına oybirliğiyle karar verdi 
(Cumhuriyet 30.06.2004)

AİHM, Leyla Şahin'in açtığı davada Türkiye'yi haklı buldu ve hukuk dersi verdi. Türban yasağının laikliğin gereği olduğunu vurgulayan AİHM, 'türbana müdahalenin meşru' olduğunu kaydetti.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), kamusal alanda türban yasağıyla ilgili Türkiye aleyhine açılan davada, Türkiye'yi oybirliğiyle haklı bularak yasağın meşru temeli olduğuna işaret etti. Dini kurallara dayalı bir toplum dayatmak isteyenlerin göz ardı edilemeyeceğine işaret eden AİHM, laikliğin ve demokratik değerlerin korunması için kısıtlama getirilebileceğine hükmetti. Gerekçeli kararda, Türkiye'de aşırı siyasi hareketlerin varlığının ve bu hareketlerin kendi dini sembolleri ve dini kurallara dayalı bir toplum dayatma isteğinin de göz ardı edilmemesi gerektiği kaydedildi.

Ege Üniversitesi Hemşirelik Okulu öğrencisi Zeynep Tekin ve İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi öğrencisi Leyla Şahin , 1998 yılında derslere türban takarak girme konusunda ısrar etmeleri sonucu aldıkları disiplin cezalarının insan hakları ihlali olduğu gerekçesiyle AİHM'de dava açmıştı. Zeynep Tekin, avukatları aracılığıyla daha sonra Türkiye hakkında yaptığı şikâyet başvurusunu çektiğini açıklamıştı.

AİHM, Dışişleri Bakanı Abdullah Gül 'ün eşi Hayrünnisa Gül 'ün türban davasını çekmesine dayanak oluşturan ''örnek'' davayı, dün karara bağladı.

AİHM, Türkiye'yi haklı bulurken üniversitelerdeki türban yasağı konusundaki müdahale için Türk yasalarının meşru temelleri olduğunu vurguladı.

Demokrasi kendini korumalı

Türkiye'de Anayasa Mahkemesi'nin üniversitede türbana izin verilmesinin anayasaya aykırı olduğu yolundaki kararına atıfta bulunan AİHM, yüksek idari mahkemelerin de üniversitelerde türban takılmasının cumhuriyetin temel ilkeleriyle bağdaşmadığı yolunda görüş belirttiğini anımsattı.

''Üniversitelerdeki türban yasağının, başvuruyu yapanların üniversiteye kayıt yaptırmak istemesinden önce de var
olduğu'' anımsatılan gerekçeli kararda, ''yine başvuruda bulunanların kayıt yaptırdığı sağlıkla ilgili okullarda giyim
konusunda da öğrencilerin uyması gereken özel kurallar olduğuna'' dikkat çekildi. Gerekçeli kararda, Türkiye'de türban konusundaki müdahalenin ''gerekliliği'' konusunda birbirlerini tamamlayan laiklik ve eşitlik ilkelerinin temel alındığının gözlendiğine işaret edildi. Kararda, Türk anayasasının, laikliğin, demokratik değerlerin korunması, din özgürlüğüne dokunulmazlık ilkesinin ve vatandaşların yasa önünde eşitliği ilkesini sağladığı görüşünü taşıdığı bildirildi. Anayasa Mahkemesi'nin, ''bu ilkeleri ve değerleri savunmak için bir kimsenin dinini göstermesine kısıtlamalar getirebileceği'' yolundaki görüşüne atıfta bulunulan gerekçeli kararda, AİHM'nin de Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ne göre bu yoruma katıldığı bildirildi.

Din toplumu dayatıyorlar

Gerekçeli kararda, laiklik ilkesinin Türkiye'de demokratik sistemin korunması için gerekli olduğu vurgulandı. ''Türk anayasasında da kadın haklarının korunduğu'' anımsatılan kararda, kadın-erkek eşitliğinin, AİHM tarafından Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin en önemli maddelerinden biri olduğu ve üye ülkeler tarafından da uygulanmasına büyük önem verildiği vurgulandı. Kararda, bunun Türk anayasasının içinde de önemli bir yer aldığına işaret edildi.

AİHM'nin kararında, Türk anayasasının da belirttiği gibi, dini sembollerin taşınmasının, zorunlu olarak dini bir görev olarak değerlendirildiği ve sunulduğu yorumu yapılırken bu sembolleri taşımayı reddedenlere yapacağı etkinin göz ardı edilmemesi gerektiği vurgulandı. Kararda, kadın-erkek eşitliğine değer veren ve çoğunluğu İslam inancını paylaşan toplumda, kamu düzeninin sağlanması ve diğerlerinin haklarının ve özgürlüklerinin sağlanması için bu karara varıldığı bildirildi. Gerekçeli kararda, Türkiye'de aşırı siyasi hareketlerin varlığının ve bu hareketlerin kendi dini sembolleri ve dini kurallara dayalı bir toplum dayatma isteğinin de göz ardı edilmemesi gerektiği kaydedildi.

Bakan Gül'ün korktuğu oldu

Dışişleri Bakanı Abdullah Gül'ün eşi Hayrünnisa Gül de türban nedeniyle Türkiye hakkında davacı olmuştu. ''Örnek'' dava olarak nitelenen Leyla Şahin davası sürerken Hayrünnisa Gül, davasını geri çekme kararı almıştı. Hayrünnisa Gül, davadan vazgeçmesinin temel nedeninin, ''yargı kararlarının tartışılmasına fırsat vermemek, güven ve saygıyı sağlamak'' olduğunu savunmuştu. Hayrünnisa Gül, davayı çekerken ''davayı açarkenki, haklılığına olan inancını'' koruduğunu da vurgulamıştı. Gül, Dışişleri Bakanı olan eşini zor durumda bırakmamak için davasından vazgeçtiğini savunmuştu.
Kaynak: Cumhuriyet 30.06.2004

Laik üniversitenin kurallarına uyulmalı (Hüriyet 30.06.2004)

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) 4’üncü Dairesi, türban nedeniyle okula girişi yasaklanan İstanbul Tıp Fakültesi öğrencisi Leyla Şahin’in başvurusunu ‘haksız’ buldu.

AİHM, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin ‘din ve vicdan özgürlüğünü’ güvence altına alan 9’uncu maddesinin ihlál edilmediğine, üniversitelerde türbanla eğitimin yasaklanmasının, bu özgürlüğe kısıtlama getirmediğine karar verdi. AİHM’nin Dördüncü Dairesi’ndeki yedi yargıç, kararı oybirliği ile aldı. Alınan bu kararla, AİHM’nin daha önce verdiği kararlarla ilgili içtihat da bozulmamış oldu. 

İşte Gerekçe

Yükseköğrenimini laik bir üniversitede yapmayı seçen öğrenci, üniversitenin kurallarını kabul etmiş sayılır. Bu düzenlemeler, farklı inanışlardaki öğrencilerin birlikte öğrenim görmelerini sağlamak amacıyla yapılmaktadır ve bu kurallar, öğrencilerin dinsel inançlarını açığa vurma özgürlüklerine sınırlamalar getirebilir. 

Dinsel simgelerin herhangi bir yer ve biçim sınırlaması olmaksızın sergilenmesi, sözü geçen dini uygulamayan ya da başka bir dine mensup öğrenciler üzerinde baskı oluşturabilir. 

Üniversitelerdeki düzenlemeler, farklı inanışlardaki öğrencilerin birlikteliğini sağlama amacına yönelik olarak, ‘eşitlik’ ve ‘laiklik’ ilkesi esas alınarak dinsel inançları açığa vurma özgürlüğünü sınırlayabilir. 

Laik üniversiteler, öğrencilerin kılık kıyafetlerine ilişkin sınırlamalar koyarken, köktendinci akımların yükseköğretimde kamu düzenini bozmamalarına dikkat gösterebilir.

Karar bütün Avrupa için 

Avrupa’nın gündeminde yer alan ve büyük tartışma yaşanan türban konusunda AİHM’nin verdiği bu karar, tüm Avrupa ülkeleri için bir içtihat oluşturuyor. Kaynak: Hürriyet 30.06.2004 

Önceki haberler:

Strasbourg'daki Avrupa İnsan hakları Mahkemesi (AİHM), sınıfta başörtüsüyle ders vermesi yasaklanan İsviçre'li kadın öğretmenin başvurusunu reddetti. İsviçre Adalet bakanlığı'nın açıklamasına göre, Cenevre kantonunda çalışan anaokulunun müslüman öğretmeni derslere başörtüsüyle girmeye başlayınca,  Milli Eğitim Bakanlığı yetkilileri, 1996 yılında öğretmenden bu uygulamaya son vermesini istedi ve aksi halde işten atılacağını bildirdi. Bir yıl sonra da Federal Mahkeme, başörtüsü yasağını onayladı. İsviçreli öğretmenin şikayetini ele alan AİHM de, kanton yetkililerinin getirdiği yasağın, din özgürlüğünü ihlal anlamına gelmediğine ve öğretmene ayrımcılık yapılmadığına hükmetti. AİHM, "Yasağın, davacının dini inançlarını hedef almadığını, başkalarının özgürlüklerini ve kamu düzeni ile güvenliğini korumayı hedeflediğini" bildirdi.  (Kaynak: Cumhuriyet Gazetesi, 28.02.2001)

Avrupa insan Haklari Komisyonu Karari'na Gore, Universite'de Turban Yasagi Uygundur:

Lamia Bulut ve senay Karaduman adinda iki ögrenci, basörtüsü takarak üniversiteye gitmek istediklerini, ancak üniversite yönetiminin buna karsi ciktigini, Türkiye'de de yargi yolunun tükendigini belirterek Avrupa insan Haklari Komisyonu'na basvurmuslaerdi. Komisyon, durumu inceleyerek 3-5-1993 tarihinde kararini vermisti. Kararin en önemli bölümü aynen su sekildedir:

"Komisyon, yüksekögrenimini laik bir üniversitede yapmayi secen bir ögrencinin, bu üniversitenin düzenlemelerini kabul etmis sayilacagi görüsündedir. Bu düzenlemeler, farkli inanislardaki ögrencilerin birlikteligini saglamak amacina yönelik olarak, ögrencilerin dinsel inanclarini aciga vurma özgürlüklerini yer ve bicim bakimindan sinirlayabilir.

Özellikle, nüfusun büyük cogunlugunun belirli bir dine sahip oldugu ülkelerde, bu dinin tören ve simgelerinin herhangi bir yer ve bicim sinirlamasi olmaksizin sergilenmesi, sözü gecen dini uygulamayan veya baska dine mensup olan ögrenciler üzerinde baski olusturabilir.

Laik üniversiteler, ögrencilerin kilik-kiyafetine iliskin kurallar koyarken, bazi köktendincilerin yüksekögretimde kamu düzenini bozmamalarini ve baskalarinin inanclarina zarar vermemelerini saglamaya özen gösterebilirler.

Komisyon, laik üniversite gerekleri dikkate alindiginda, ögrencilerin kilik-kiyafetlerinin düzenlenmesinin ve bu düzenlemeye uyulmadikca kendilerine diploma verilmesi gibi bazi idari hizmetlerden yararlandirilmamasinin, din ve vicdan özgürlügüne bir müdahale olusturmadigi düsüncesindedir.

Sikayet, sözlesmenin 27. Maddesininin ikinci fikrasi anlaminda aciktan aciga esassizdir. Bu nedenle, komisyon, sikayetin kabul edilemez olduguna karar vermistir."

Ingiltere'de Ehliyet sınavına artık tesettürlü girilemeyecek 
18.09.2006 Vatan 

İngiltere'de yeni kurallar gereği, sürücü testine girmek isteyen tesettürlü Müslüman kadınlar sınav öncesinde kimlik tespiti yapılabilmesi için yüzlerini açmak zorunda olacak 

İngiltere Sürücü Standartları Ajansı (DSA) tarafından uygulanmaya başlanan bu yeni kurala gerekçe olarak "Yüzleri tam olarak tanınmıyordu. Bu yüzden başkalarını sınava sokanlar oluyordu. Geçen yıl 260 vaka yaşandı. 250 vaka da soruşturuluyor" denildi. 

Fransa'da başörtüsü yasağı (08-07-2004)


Fransa Eğitim Bakanı Francois Fillon, yeni eğitim-öğretim yılında okullara başörtüsüyle gelecek öğrencilerin derslere alınmayacağını açıkladı. Eğitim Bakanı Fillon, konuya ilişkin açıklamasında, yeni yılda öğrencilerin başörtüsüyle derslere girmelerine izin verilmeyeceğini belirterek, "Cumhuriyete sadık kalmalıyız. Bu tür teşebbüslere en sert şekilde karşılık vereceğiz" dedi. Fransız yetkililer, dini çevrelerin "ilgi çekmek için" bu tür sembollere başvurduğunu öne sürmüş; orta ve yüksek dereceli okullarda başörtüsü, Yahudi kipası ve büyük haç takılmasını yasaklamıştı. (Kaynak: SkyTurk)

İsvicre'de Türbanli Ogretmene Yasak

21 Kasim 1997, ,Fatih Özbatur, Cenevre

İsvicre'nin Cenevre Kantonu'nda Müslüman olan İsvicreli bir ilkokul ögretmeninin uzun bol bir kiyafet ve türbanla derslere girmek istemesi Lozan'daki Yüksek Mahkeme tarafindan reddedildi.

Verilen bilgiye göre, Cenevre Kantonu Egitim Dairesi gecen yilin ekim ayinda ögretmenin derslerde türban takmasini yasakladi. Bu karar Kanton Hükümeti tarafindan da onaylandi. Türban konusunda israrli davranan Müslüman ögretmenin bu kez Yüksek Mahkeme'ye yaptigi itiraz da reddedildi.

İsvicreli ögretmen yüksek mahkemede yaptigi savunmada, kiyafetinin dini bir sembol olmayip batili modacilarin dizayni 'sivil' bir kiyafet oldugunu öne sürdü. Ancak, bu tezi gecerli bulmayan yüksek mahkemenin kararinda, ögretmenin dini zorunluluk olarak öne sürdügü bir kurali yerine getirmek icin bilerek söz konusu kiyafeti giydigi belirtildi. Kararda, kisilerin din ve düsünce özgürlügünün anayasa ile güvence altina alindigi ancak diger taraftan anayasa uyarinca egitimin de dini acidan tarafsiz olmasi gerektigi hatirlatildi. Bu yüzden belirli bir dinin sembolü olarak görülen kiyafeti derslerde giyemeyecegi, bu durumu da ögretmen olarak calismak isteyen birinin önceden bilmesi gerektigi kaydedildi

Fransiz mahkemesi, okulda türban takmayi "yasalara ve düzene acikca meydan okumak" sayarak yasak etti.

(22.02.1998 Güngör Mengi, Sabah)

İtibarli Liberation gazetesinin 14 subat sayisinda cikti: 21 yildir Fransa'da yasayan, calisma izni ve Avignon'da evi olan 46 yasindaki Fasli dul Bayan Hadduc Tahir gecen sonbaharda vatandaslik basvurusu yapmisti.

Bir gün evinde onu bir polis ziyaret etti. Siradan bir-iki soru sorup gitti.

Bir hafta sonra basvurusu reddedildi.

"Giyim kusamdaki davranisinizin, Fransiz toplumu ile uyusmayi red anlamina geldigi sonucuna varilmistir" dendi kendisine.

Cünkü Bayan Tahir, esarp-türban benzeri bir bezle basini örtüyordu.

Gazete yetkililere atfen sunu yaziyor:

"Bize 'yani mini etek mi giyelim?' diye soruyorlar. Verdigimiz cevap su: Dogru dürüst giyinin; hepsi bu!"

**

Kamu kurumlarinda ve devlet okullarinda dini giysilerin serbest birakilmasinin demokrasi ile iliskisi yoktur.

Bati demokrasisinin önde gelen örneklerinden Fransa'da devlet okullarina dini giysilerle gelmek yasaktir.

1988 yilinda Fransa'da yasayan müslümanlarin liderleri, müslüman kizlarin devlet okullarinda türban takmalarina izin verilmesini, ayrica jimnastik ve müzük derslerinden muaf tutulmalarini istemislerdi. Ancak, Fransiz hükümeti, müslüman kizlarin devlet okullarina türbanla gelmelerinin, devletin laiklik ilkesi ile bagdasmayacagini belirterek talebi reddetti.

Bati demokrasilerinin en büyük ve güclüsü olan ABD'de devlet okullarinda durum aynidir. Devletin laikligi ilkesinden kesinlikle ödün verilmez. Nitekim, Amerikan Yüksek Mahkemesi, 1962 yilinda aldigi bir kararla, devlet okullarinda derse baslamadan önce toplu halde dua edilmesini yasaklamistir. Yasaklanan dua da bir cümleden ibaretti: "Tanrim, ailemizi, ögretmenlerimizi ve ülkemizi korumani niyaz ederiz."

Cagdas demokrasilerde, devlet "laik"tir. Bu nedenle, devlet okullarinda ya da devlet dairelerinde dini giysilere izin verilmez.

Devlet okullarina ya da dairelerine türban/basörtüsü ile gelmek icin dayatmak, masum dindarligin sinirlarini asarak; hedefi, devleti ele gecirmek olan "siyasal islam"in alanina girer.. Ve, bunun da herkes farkindadir.

**

Belcika'da Türbana Yasak:

(Brüksel, AA 3.7.98, Cumhuriyet)

Belcika'nin Beringen Bölgesi'nde belediye, iki Türk kadininin kimlik belgelerinde türbanli fotograf kullanmalarina izin vermedi.Belediye idaresini mahkemeye veren Türk kadinlar, adli makamlarca haksiz bulundu...

Almanya'da Türbanla Derse Girmek Yasak

15.07.1998, Ahmet Arpad

STUTTGART - Baden-Wurttemberg Egitim Bakanligi, turbanla derse girmek isteyen ogretmene gorev vermeme karari aldi. Turbanini cikarmadan derslere girmekte israr eden Afgan asilli Musluman ogretmen Fereza Ludin 'in bu istegi bakanlikca reddedildi. Bir yil sureyle deneme amacli pratik yapmasina izin verilen turbanli kadin ogretmen, derslerde turbanini cikarmayi kabul etmezse gelecek yildan itibaren derslere giremeyecek.

Alman medyasinin surekli gundemde tuttugu ''Alman siniflarinda turbanli Musluman ogretmen'' konusu kamuoyunu ve politikacilari da yakindan ilgilendiriyor. Musluman ogretmenlerin derslere turbanla girmesi, kose yazilari, okur mektuplari, televizyon acik oturumlari ve radyo roportajlarinda sik sik dile getirilerek elestirildi. Eyalet meclisindeki Hiristiyan Demokratlarla asiri sagci Cumhuriyetciler de olayin uzerine gittiler. Baskilarin yogunlasmasi uzerine kadin bakan Schavan pazartesi gunu konuyla ilgili kararini aciklamak zorunda kaldi. Schavar, bakanliginin kararini yaptigi basin toplantisinda su sozlerle acikladi:

''islamlikta kadin basortusu takmak zorunda degildir. Bugun Musluman ulkelerde onlarca milyon basortusuz kadin vardir. Hosgoru dini oldugunu bildigimiz Muslumanliga inanmis egitimci bir kadindan hic olmazsa ders sirasinda basortusunu cikarmasi beklenebilir kanisindayiz.''

Yuksek tirajli Alman gazetelerin onceki gun birinci sayfadan duyurdugu bu karar, eyalet meclisindeki tum partilerce ve kose yazarlarinca olumlu karsilandi. Turbanli ogretmen Ludin'in simdi ne gibi girisimlerde bulunacagi ise merakla bekleniyor. Bu arada Stuttgart yakinlarindaki Weingarten Fakultesi'nde, Alman okullarinda ogretmen olarak gorev almak icin pedagoji egitimi goren bircok turbanli genc kiz bulunuyor.

Almanya'da türbana yasak
Hürriyet, 26.03.2000

Stuttgart İdare Mahkemesi türbanla derse girmek isteyen Alman ögretmenin basvurusunu reddetti. Mahkeme ögretmenin ‘Türban din özgürlügü ve anayasal haktir’ savini reddederken, Bakanlik'in ‘Türban kültürel ayirimcilik anlami tasiyan bir siyasi semboldür’ savini benimsedi.
 

STUTTGART İdare Mahkemesi, Afgan kökenli bir kadin ögretmenin türbanli olarak derslere girmesine izin vermedi. Mahkeme ‘‘Türban inancin dis göstergesidir ve ögrencilerin bunu fark etmemesi mümkün degildir’’ diyerek ögretmenin sikayetini kabul etmedi.

Olay 1998 yilinin Temmuz ayinda patlak verdi.

Önce Bade-Wurtemberg Bölgesi Eyalet (Milli Egitim) Müdürlügü, sonra Bölge Kültür Bakani Anette Schavan, Afgan kökenli Alman ögretmen Fereshta Ludin'in derslere türbanla giremeyecegine karar verdi.

Eyalet Müdürlügü türbanla ders vermek isteyen bir ögretmenin ögrencilerin inanc özgürlügüne ters düsebilecegini, bunun da ailelerin egitim haklarina zarar verecegini öne sürdü.

SİYASİ SEMBOLDÜR

Bakan ise karar gerekcesinde türbanin dini acidan bir zorunluluk olmadigini, ve daha da önemlisi ‘‘kültürel ayirimcilik’’ anlami tasiyan bir ‘‘siyasi sembol’’ oldugunu söyledi.

Bunun üzerine 27 yasindaki stajyer ögretmen konuyu mahkemeye götürdü ve türbanla derslere girmenin anayasal hakki oldugunu savundu.

Bu basvuruyu degerlendiren Stuttgart İdare Mahkemesi de önceki gün aldigi kararla Kültür Bakani'nin getirdigi türban yasagini onadi. Hakim, dini inanclara saygili oldugunu ancak ‘‘Türbanin inancin dis göstergesi oldugunu ve ögrencilerin bunu fark etmemesinin mümkün olmadigini’’ söyleyerek yasagi onadi.

Hakim ayrica, Alman Anayasa Mahkemesi'nin 1995 yilinda aldigi bir karari da hatirlatti. Yüksek mahkeme, bu tarihte, Bavyera'daki okullarda okuyan Hiristiyan ögrencilerin boyunlarinda hac tasimaya zorlanmasinin ‘‘din özgürlügüne aykiri’’ oldugunu ilan etmisti.

Almanya'da okullarda türban tartismasi uzun süredir devam ediyor. Kanunlar ‘‘okullar dini acidan kesin tarafsizdir’’ derken türban taraftarlari ‘‘din özgürlügünü garanti altina alan’’ Anayasa'ya siginiyor. İdare Mahkemesi son karariyla ‘‘türbanla okula gitmenin dini özgürlük degil, ayirimcilik ve siyasi tavir’’ oldugunu savunanlara hak vermis oldu.

Agustos 1999'da Hamburg Milli Egitim Müdürlügü sonradan Müslüman olan bir Alman kadin ögretmenin derslere türbanla girmesine izin vermis ve büyük bir tartisma yaratmisti.

Almanya'da türbana izin yok
Cumhuriyet, 28.06.2001

Mannheim- Almanya'da Mannheim Eyalet Yüksek İdari Mahkemesi, Afganistan'lı öğretmen Fereshta Ludin'in başörtülü öğretmenlik yapamayacağına karar verdi.

Kabul'de doğan ve sonra Alman vatandaşlığına geçen 28 yaşındaki Ludin'in yüksek öğreniminden sonra, ilk ve orta dereceli okullarda öğretmenlik görevine atanma başvurusu, "başörtüsü dini bir sembol olarak siyasi sömürü aracı edilmemelidir ve öğretmenler hoşgörüyü öğreteceklerinden, bizzat kendileri hoşgörü örneği oluşturmalıdırlar" gerekçesiyle 1998 senesi Temmuz ayında Stuttgart Eğitim dairesince reddedilmişti. CDU'lu (Hristiyan Demokrat Parti) Eyalet Kültür Bakanı Schvan'ın da desteğini bulan bu karara karşı dava açılmış ve davayı Stuttgart İdari Mahkemesi'nin verdiği kararla kaybetmişti.

Baden Württemberg Eyaleti Yüksek Mahkemesi, önceki gün verdiği kararla "Başörtüsünün göze batan bir biçimde taşınması ile okullardaki farklı dünya görüşlerinin barışçıl birlikteliğini olumsuz etkisi altına alabileceği" gerekçesini göstererek ilk mahkemenin ret kararını onayladı. Karar, Federal Yüksek Mahkeme nezdinde itiraza açık.

Almanya'nın enyüksek tirajlı gazetelerinden Frankfurter Allgemaine gazetesi kararla ilgili şu yorumu yaptı: "Bireysel dinsel özgürlük adına başörtüsünün demonstratif biçimde taşınması ve devletin tarafsız olma ilkesi çakışmaktadır. Öğrencilerin dinsel etkilenmelere karşı korunması öğretmenin bireysel haklarından önce gelir. Nitekim mahkeme de, bu doğrultuda karar verdi. Hoşgörülü Islam da var. Öğretmenin bu davranışı hoşgörülü Islamı yansıtmıyor. Dinsel bir sembol olarak başörtüsü öğrencilere örnek olarak zorlanamayacağı gibi, özgürlükçü anayasal düzen de bunu tolere edemez."

 

İste Bati Laikligi

15 Temmuz 1998, Carsamba

İsvicre Yüksek Mahkemesi, basörtülü ögretmenin basvurusunu ''Belli kosullarda dini giysilerin yasaklanmasi, inanc özgürlügünün özüne tecavüz sayilamaz'' diyerek reddetti. Almanya'nin Baden-Württemberg Eyaleti Egitim Bakanligi da, Müslüman ögretmene basörtüsüyle ders verme yasagi koydu. FP'liler, ''Bati'daki laiklik uygulansin'' diyerek, bu iki ülkeyi örnek gösteriyorlardi. (Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi de başörtüsü yasağını onayladı)

Fazilet Partisi'nin, ilk ve ortaögretim okullari ile üniversitelerdeki türban yasagina yönelik elestirilerine dayanak gösterdigi 'Bati'dan, bu konuda iki önemli 'yasak' karari geldi.

FP'liler, hemen her konusmalarinda, ''Bati'daki laiklik uygulansin'' diyerek, İsvicre ve Almanya'daki laikligi örnek gösterirlerken, son alinan kararlar sok etkisi yaratti.

İsvicre Yüksek Mahkemesi'nin, sinifa türban takarak girilmesini yasaklayan kararinin ardindan, Almanya'nin Baden-Württemberg Eyaleti'nde de, türban taktigi gerekcesiyle Müslüman bir ögretmene ders verme yasagi getirildi. Bu arada İsvicre Yüksek Mahkemesi'nin sadece Müslümanlarin giyimiyle ilgili degil, daha önce aldigi 'siniflarda Hazreti İsa'nin carmiha gerilisini simgeleyen heykelcigin bulundurulmasinin, dinsel yansizlikla bagdasmadigi' yolundaki kararina da dikkat cekildi.

Eyalet Kültür ve Egitim Bakani Annette Schavan, Afgan kökenli Alman ögretmen Fereshta Ludin'le ilgili bu kararin gerekcesini aciklarken, 'türbana siyasi anlam yüklenmesi tehlikesi bulundugunu' söyledi. Müslüman kadinlarin türban takma zorunlulugunun bulunmadigini da savunan Schavan, türbanin bazen bir sembol niteligi tasidigini bildirdi.

TÜRBANSiZ DERS

Schavan, Stuttgart'ta dün yaptigi aciklamada, Eyalet Egitim Müdürlügü'nün aldigi bu kararin, kamuya acik okul ve yüksekokullarda türban takan ögretmen, docent, stajyer veya ögrencileri genel olarak kapsayamayacagina da dikkat cekerek, ''Böyle bir karar herhalde Anayasaya aykiri olurdu'' dedi.

Schavan, ''Ludin, türban takmadan herhangi bir devlet okulunda ders verebilir. Kendisi ayrica, özel okullarda veya sirkette de pedagog olarak calisabilir'' aciklamasini yapti.

Karari olumlu karsilayan anamuhalefet Sosyal Demokrat Parti ve Hiristiyan Demokrat Birlik Partisi (CDU) eyalet yöneticileri, Ludin'e daha önce türban takma izin veren eyalet Kültür Bakani Schavan'in, 'türbanin uyum politikasini zorlastiracagi' görüse, katilmis olduguna da dikkat cektiler. Müslüman kadin ögretmenin, türbanli olarak ders vermesini yasaklayan bu kararin, diger eyaletlerde devam eden benzer davalar icin de örnek olusturabilecegi belirtildi.

İNANCA TECAVÜZ SAYiLMAZ

İsvicre Yüksek Mahkemesi de, Müslüman bir ögretmenin, sinifa türban takarak girmesini yasaklayan Federal Mahkeme'nin kararini oybirligiyle onaylarken, bu kararini özetle su gerekceye dayandirdi:

''Her ne kadar ilgili yönünden, kendi giysileriyle aciga vurulan dinsel kimligi büyük bir önem tasimaktaysa da, belli kosullarda bu tür giysilerin yasaklanmasi, 'inanc özgürlügü'nün özüne tecavüz sayilamaz. Cünkü, idari merci tarafindan yapilan bu yasaklamada, 'önemli derecede kamu yarari'nin varligi sözkonusudur.''

İsvicre Federal Anayasasi'nin 27. maddesinin 3. bendi de, resmi okullarda dinsel yönden yansiz bir ögrenim yapilmasini öngörüyor.Yüksek Mahkeme de, aldigi bu son kararla, idari merciin, müslüman bayan ögretmenin derslere islami giysilerle (bol elbise, ferace ve türban) girmesinin yasaklanmasinda, 'önemli derecede kamu yarari bulundugu' yolundaki görüsü onaylamis oldu.

DİNSEL SİMGELER YASAK

Yüksek Mahkeme, daha önce aldigi bir baska karara da atifta bulundu. Buna göre, siniflarda, Hz. İsa'nin carmiha gerilisini simgeleyen heykelcigin (Kruzifix) bulundurulmasinin dinsel yansizlikla (nötralite) bagdasmadigini kararlastirdi. Buradan örneklemeyle, ögretmenin sinifa dinsel giysilerle girmesinin onaylanamayacagi vurgulandi. Öte yandan, ögretmenin bu davranisinin, Federal Anayasa'da güvence altina alinan 'kadin-erkek esitligi'ne de aykiri olduguna deginildi.

Hoca 'altina imza atarim' demisti

Hem kapatilan RP'liler, hem de FP'liler, türban yasagini elestirirken, ''Türkiye'de, Batidaki laiklik uygulansin''diyorlardi. FP Genel Baskani Recai Kutan ve bu partinin diger sözcüleri, üniversitelerdeki türban yasagiyla ilgili tartismalarin yasandigi sirada, Bati'da bu konuda büyük özgürlükler getirildigini savunarak, ayni özgürlüklerin Türkiye'de de uygulanmasini istediler.

Bu konudaki en ilginc aciklamayi ise kapatilan RP'nin yasakli lideri Necmettin Erbakan da, laiklik konusunda İsvicre'yi örnek gösterip, ''İsvicre Anayasasi'ndaki laiklikle ilgili maddelerin altina imza atariz'' demisti.

Fransa Ve Türban

Bayan Gül'ün Sovuna Yanit:

Hürriyet,12 Eylül 1998, Cumartesi

Türbanli Yalan

Fazilet Partisi Genel Baskan Yardimcisi Abdullah Gül ve türbanli esi Hayrünisa Gül, hafta basinda Ankara Üniversitesi'nde, gazeteci ve noter ordusu esliginde ''kayit sov'' yaparken, en anlamli yanit Radikal Gazetesi Yazari Mine G. Kirikkanat'tan geldi.

''Türbanli Yalan'' baslikli yazisinda, ''Kilik kiyafet yasasi rafa kalktigindan bu yana, yeni yeni yalanlar türedi. Ve kuyruklu yalanin artik zorlu bir rakibi var: Türbanli yalan'' diyen Kirikkanat, Abdullah Gül'ün ''Moskova'da ya da ABD'de olsaydi bu böyle olmazdi'' sözlerine yer verdi.

Ve bu sözlerden yola cikarak, kendi basindan gecenleri söyle anlatti:

''Fransa'da gecen yil, yabanci basin kartimi yenilemek icin basvurdugum yetkililere, siklik olsun diye alni ile saci arasina bir bant takmis olan bendenizin fotografini kabul etmediler.''

Yine de tek bir örnekle yetinmek istemedigini bildiren Kirikkanat, önceki gün kimlik ve kayit fotogrflariyla ilgili resmi talimati inceledigini belirterek sunlari yazdi:

''Fransa İcisleri ve Yurtici Düzenlemeler Bakanligi'nin NF2 12.010 Numara ve Mayis 1990 tarihli resmi talimati devletin tüm dairelerinde asilidir ve okul kaydi, okul kimligi, nüfus kagidi, pasaport, ehliyet, ikametgah gibi tüm belgelerde istenen kimlik fotograflarinin nasil olmasi gerektigini bes maddeyle siralar. Sonuncu madde, 'Bas acik ve yüz öne dönük olmalidir' bicimindedir. Talimat, fotografin fon sengini, sacin bitimiyle fotograf kenari arasindaki mesafeyi bile belirler. Dolayisiyla Fransa'da ve Fransa'nin üyesi bulundugu tüm AB'de, ister Müslüman olsun, ister Hindu ya da köktendinci Musevi, hic kimse türbanli, sarikli, sapkali ya da takkeli fotograflarla resmi kayit yaptiramaz, herhangi bir kimlik belgesi alamaz.''

Simdi de, 22.09.1999 tarihli Cumhuriyet Gazetesi'nden bir haber verelim:

Fransa'da da türbanla okula gelmek yasak.

"Fransa'da iki kiz ögrencinin okuldan atilma karari onaylandi.

Paris (AA)- Fransa idari Mahkemesi, iki Türk kiz ögrencinin, derslerde basörtüsü taktiklari gerekcesiyle okuldan atilma kararini onayladi. Fransa'nin Kuzeybati sahilindeki Caen kentinde yapilan durusmada, Flers kasabasindaki Jean Monnet Ortaokulu yöneticilerinin, türban taktiklari icin Subat ayinda iki Türk ögrenciyi okuldan atma kararlari hakli bulundu.

Fransa'da sag koalisyon döneminde Milli Egitim bakani olan Francois Bayrou, okullara gönderdigi resmi genelge ile derslere basörtüsü ile girilmesini yasaklamisti.

Fransa'da tüm okullara gönderilen genelgede, "Ögrencilerin, cinsiyet, kültür ve din ayrimciligina neden olan, tahrik edici ve propoganda amaciyla taktiklari veya tasidiklari objeyle derslere girmesini yasakliyoruz" seklinde ifadeye yer verilmisti."

Hollanda türbanı yasakladı
Hürriyet, 01 Eylül 2001

Hollanda Adalet Bakanı Benk Korthals, hakim, savcı ve zabıt kátiplerinin yargının bağımsızlığı nedeniyle türbanlı olamayacaklarını açıkladı. Bakan, yargı mensuplarının dini, siyasi ya da toplumsal görüş ve düşüncelerini ‘aktif’ bir şekilde sergilemelerinin yasak olduğunu belirterek uluslararası anlaşmalar ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin bu konuda daha önce verdiği kararlar doğrultusunda hareket edildiğini bildirdi. Adliyede türban konusu, Ayşe Kabaktepe adlı, hukuk fakültesi öğrencisi bir Türk kızının, Zwolle Mahkemesi'nde staj yaparken başörtüsü takmak istemesiyle gündeme geldi.


Almanya Baden Württemberg eyaletinde türban yasaklandı
Hürriyet, 12 Kasım 2003

Almanya'nın Baden Württemberg Eyaleti, türbanın yasaklanmasını öngören yasa tasarısını kabul etti. Öğretmenlere türbanlı derse girme yasağı getiren yasa tasarısı eyalet hükümeti tarafından oy birliğiyle kabul edildi. Yasanın 2004 yılının başlarında meclisin onayına sunulacağı kaydedildi. Eyaletin Hıristiyan Demokrat Birlik Partili (CDU) başbakanı Erwin Teufel, ‘‘Yasanın amacı, siyasi sembol olarak algılanan türbanın devlet öğretmenleri tarafından kullanılmasının sürekli olarak yasaklanmasıdır’’ dedi. Kültür Bakanı Annette Schavan (CDU) ise ‘‘Türban sadece bir siyasi sembol değil, aynı zamanda kadınlar üzerindeki baskının işaretidir’’ şeklinde konuştu. Aynı yasanın diğer eyaletlerde çıkması bekleniyor.

Hangi Türban Ne Anlama Geliyor

(Hürriyet Gazetesi'nden bir okur mektubudur, 18 Mart 1998)

Üniversitelerdeki kimi cagdas ögrenciler, türban takmanin da özgürlükler arasinda yer aldigini düsünüp onlarin 'mücadelesini' desteklediklerini söylüyorlar.

Öncelikle sunu vurgulamaliyiz ki, nasil kapitalizmin insani hice sayan yapisi zaman zaman kadini 'meta' olarak kullaniyorsa, seriatcilar da kadini 'propaganda araci' olarak kullaniyorlar.

Türban konusunun ayrintilariyla ilgilenmeyen kisilerce dikkatten kacmis olabilecegini düsünerek kimi bilgileri aktaralim:

Türban, alninin ön kisminda bir iki parmak siper olusturacak bicimde takilmissa, bu kisiler Naksi...

Türban, alin kisminda ucundan hafif kivrilip basi cok siki saracak bicimde takilmissa, bu kisiler Nurcu...

Türban, yüzün her iki yanindan hafif bolca asagi düsecek bicimde takilmissa bu kisiler Kadiri...

Siyah carsafli yüzün ücgen bicimde cok az bölümünün göründügü kisiler ise Humeynici...

Listeyi uzatmayalim, cagdas genclerin türban bayragina sopa olmasinin geregi yok. İnsan kafasinin icinde bir sey yoksa disindaki bir seyler kendisini ifade etmeye girisir. Cumhuriyet kadini bunu asmistir. Bir sorun varsa bu asamayanlarindir.

El Ezher'den türban fetvası (Hürriyet 01.01.2004) 

Mısır'ın başkenti Kahire'de önceki gün Fransa İçişleri Bakanı Nicolas Sarkozy'i kabul etmeden önce gazetecilere konuşan Seyid Tantavi, başörtüsünün dini bir zorunluluk olduğuna işaret etti, ancak Müslüman olmayan ülkelerin bu konuda yasak getirebileceğini söyledi. 

Liberal görüşleriyle tanınan ve aşırı dincilerin tepkisini çeken Tantavi, Müslüman ülkelerde ve Müslüman olmayan ülkelerde yaşayan Müslümanlar için farklı kuralların işleyebileceğini söyledi. Müslüman olmayan ülkelerin Chirac'ın önerdiği gibi yasak koyabileceğini belirten Tantavi, ‘‘Bu onların hakkı, Müslüman olarak buna müdahale edemem’’ dedi. Tantavi, sözlerini şöyle sürdürdü:

‘‘Müslüman bir kadın Müslüman olmayan bir ülkenin yasalarına uyuyorsa, bu durumda şeriat açısından, kadın için zorla uygulama statüsü geçerlidir. Bir Müslüman olarak Müslüman olmayanların benim işlerime karışmasına izin vermiyorsam, Müslüman olmayanların işlerine karışma hakkını da kendimde görmüyorum.’’ 

Dünyanın en büyük İslami gruplarından ‘Müslüman Kardeşler’ ise Fransız hükümetinin yasaklama planına şiddetle karşı çıkıyor. Grup açıklamasında, ‘‘Fransa Cumhurbaşkanı'nın dayandığı laiklik felsefesi çerçevesinde hicabın dini sembol olarak kabul edilmesi doğru değildir. İslami başörtüsü bir dini görevdir’’ dedi. Katar'daki yine İslam dininin önde gelen isimlerinden Şeyh Yusuf el-Karadawi ise İslami türbanın sembol olmadığını belirterek, ‘‘Aksine bu dini bir görevdir, namaz ve oruç gibi vazgeçilmezdir’’ diye konuştu. Fransa İçişleri Bakanı Nicolas Sarkozy ise Fransız Müslümanlar'ın Katolikler, Protestanlar ve Yahudiler gibi aynı haklara sahip olduğunu, yasanın sadece Müslümanları hedef almadığını söyledi. Sarkozy, ‘‘El Ezher Müftüsü'ne laik ve Müslüman olmayan ülkelerde hukuka saygı göstermenin görev olduğunu vurguladığı için teşekkür ederim’’ dedi.

Hatemi: "Saçma yanlış bir fetva"

Mısır'ın El Ezher Üniversitesi'nin, Fransa'daki türban yasağını savunan fetvası, Türkiye'deki dini çevrelerde fazla ciddiye alınmadı. İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim üyesi Prof. Dr. Hüseyin Hatemi fetvayı, ‘‘Tamamen saçma bir şey’’ olarak niteleyerek, şunları söyledi: 

‘‘Bu fetvadan, ‘Müslüman ülkelerde de türban mecburi tutulur' gibi bir ifade çıkıyor. ‘Fransa yasaklayabilir çünkü Müslüman ülke değildir, Mısır yasaklayamaz çünkü Müslüman ülkedir' demek de yanlıştır. Çağdaş demokratik hukuk devletinde, herkesin inancına göre yaşama hürriyeti bir temel haktır. Ta ki, kamu düzenine zarar verene kadar. Hukuk devletinde ben, o hakkın doğru olup olmadığına bakmam. Kamu düzenini bozduğunda sınırlarım, gerektiğinde yasaklarım.’’  İstanbul Üniversitesi İlahiyat Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Zekeriya Beyaz da, ‘‘Fetva ile sadece gayrimüslim ülkelerde türbana yasak konulabileceği açıklanmış. Bu görüş ve fetvalar yanlış ve hayat dışı’’ dedi. 

Görüldüğü gibi, bir Arap ülkesi olan ve Arap peygamberi Muhammed'in Arapça Kur'an'ını ve Arapların dini olan islamiyeti Türklerden daha iyi yorumlayabilecek bir ülke olan Mısır'ın fetvasına, uyduruk Türk müslümanlığı karşı çıkıyor. Bu da Islamiyet dininin ne kadar anlaşılması zor ve kargaşa dini olduğunu gösteriyor.Islamiyet dinininde neyin ne şek,ilde yapılacağı hâlâ belli olmadığına göre bu dine inananlar çok şey kaybediyor ve zarar görüyor.

Fransa'da 12 yaşında bir Türk kızı, türban taktığı için okuldan atıldı

Fransa'nın Strasbourg kentinde, 12 yaşındaki bir Türk kızının türban taktığı için okuldan atıldığı bildirildi. Strasbourg İl Eğitim Müdürlüğü, Alsace bölgesindeki ''Charles Welsch'' adlı ortaokulda eğitim gören genç kızın, derslere türbansız girmeyi reddettiği için okulla ilişiğinin tamamen kesildiğini açıkladı.

Fransa’da hastanelerde türban yasağı yürürlükte 
Hürriyet 05.03.2005

İlk ve orta dereceli devlet okullarda dini simgelerin kullanımını yasaklayan Fransa’da, devlet hastanelerinde görevli personelin 
dini ifade eden işaretler taşıması yasağı da resmen yürürlüğe girdi. 

Geçen yıl çıkan yasanın ardından okulların açılmasıyla bu alanda devreye giren yasak, Sağlık Bakanlığı’nın 2 Şubat tarihinde 
yayınladığı öğrenilen genelge ile uygulanmaya başladı. Sağlık Bakanı Philippe Douste-Blazy tarafından imzalanan ve dün basına sızan genelgede, ‘Hastanelerdeki memurların bağlı bulundukları dini ifade eden işaret taşımaları, görevlerine yönelik 
sorumluklarına aykırıdır’ ifadesi yer aldı. Genelgede, hastanın, istediği hastane ve doktoru seçebileceği de vurgulandı. 

Türbanlı ögrencilere mektup | Ilahiyat Profesorleri ne diyor?  | Sikmabasa acik ayak modasi

Islamiyet Ve Kadinlar | İslamiyet Gercekleri