İlahiyat Profesörü diyor ki: "Bağırıyorum, Kuran kadına vücudunuzu örtün demiyor "

Prof. Dr. Zekeriya Beyaz imam, vaiz ve müftü olarak çalıştı. Sosyoloji dalında yüksek lisans ve doktora yaptı. Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dekanı. Bir laf etti, ortalık birbirine girdi. Hem TV ekranında hem de Islam Ve Giyim Kuşam - Başörtüsü Sorununa Dini Çözüm adlı kitabında, Kuran'da örtünmeyle ilgili hüküm olmadığını söyledi. Beyaz, Nur Suresi'ni ve bu surenin inişine neden olan zina iftirası hikayesini anlattı.

Prof.Dr. Zekeriya Beyaz, kitabında, giyimle ilgili şöyle diyor: ‘‘İslam giyim-kuşamı güzel ahlaklı olmak ile birlikte düşünülmüştür. Kuran-ı Kerim'den önce hıristiyanlarda bir ruhbanlık inancı vardı. Buna göre dünya zevklerinden, dünya güzelliklerinden uzak olmak esastı. İslamiyet bunu kaldırdı. Kuran-ı Kerim diyor ki,‘‘Allah'ın ziynetlerini, süsleri kim haram kıldı. Süsler ziynetler, güzel giyinme haram değil' Yüce Allah hadislerinde, kullarına vermiş olduğu nimeti, onların üzerinde görmekten hoşnut olduğunu gösteriyor. Müslüman erkek ve kadınlar güzel, temiz ve lüks giyinmek durumunda. Dünyadaki bütün ziynetler, nimetler öncelikle müslümanlaradır. Hanımlar dişiliğini değil, kişiliğini öne çıkarmalıdır. Güzel, asil ve müzeyyen, süslü alımlı olmalıdır.’’

Hicretin 6'ncı yılında beni Mustalık kabilesine karşı bir sefer düzenlendi. Hz. Peygamber eşi Hz. Ayşe'yi de beraberinde götürmüştü. Seferden dönüşte, Medine'ye yakın bir yerde konaklandı. Hz. Ayşe, tabii ihtiyacını gidermek üzere birlikten uzaklaştı. Geri dönüşünde boynundaki ziynetini, gerdanlığını düşürdüğünü farketti. İhtiyacını giderdiği yere gitti. Aramaya başladı. Orada oyalandı. Geri döndüğünde kafilenin gittiğini gördü. Orada oturdu bekledi. Çünkü, o zaman kaybolanlar oturduğu yerde beklerdi. Derken, uyudu kaldı.

Bir süre sonra ordunun artçısı Safvan bin Muattıl geldi. Hz. Ayşe'yi gördü, kendi devesine bindirdi. Orduya ancak sabahleyin ortalık aydınlanıca ulaşabildiler. Kötü niyetli münafıklar, ‘‘Safvan ile Ayşe geceyi birlikte geçirdiler’’ diye iftira ettiler.

Hz. Peygamber, üzüntüsünden günlerce dışarı çıkmadı. Hz. Ayşe hastalandı ve baba evine gitti, orada kalmaya başladı. Safvan bir şiir ile kendisini suçlayan şair Hassan'ı kılıç ile vurup, yaraladı. Hazrec ve Evs kabileleleri az kalsın savaşa giriyorlardı. Hz.Peygamber yatıştırdı.Hz. Peygamber, sahabelerin ileri gelenlerine konu hakkında görüşlerini sordu. Hepsi konunun bir iftira olduğunu söylediler. Yalnız Hz. Ali, Hz.Peygamber'e Hz.
Ayşe'yi boşamasını ima eden tavsiyede bulundu. 

Kitaba kelime soktular 

30 gün sonra Nur Suresi indi. Nur Suresi, iddiaların bir iftira olduğunu anlatıyor. Ayrıca, ziyneti, gerdanlığı yitirme konusu da dahil olmak üzere birçok meseleyi açıklığa kavuşturuyor. 30 ve 31'inci ayetler önceki ayetlerle birlikte bir bütünlük içinde sorunlara çözüm getiriyor.

Ayet diyor ki, ‘Örtünüzü veya böşrütünüzü - iki anlama da gelir- göğüs değil, bu yakaların üzerine örtün’, ziynetinizi kapatsın, gerdanlığı kapatsın, kimse görmesin. Ancak bu ziynetlerinizden görünenler müstesna yüzük gibi küpe gibi. Bunun dışında ziynetlerinizi göstermeyin.

Nur Suresi 30 ve 31'inci ayetlerin tesettürle ilgisi olmadığı halde, daha önceki ayetlerden ve iftira olayından bağımsız gibi ele alınıyor ve kelimelerin anlamları kaydırılarak yanlış yorum yapılıyor. ‘Ziynetinizi, yani gerdanlığınızı örtün’ anlamı yanına 'yerleri' kelimesini ilave ettiler. 

Allah'ın kitabına bir parantez içinde soktular. Sokunca da 'ziynet yeri' oldu. Böylece de 'ziynet yerini örtün' dendi. O zaman da ziynet yeri, ne oldu? Başı, bedeni oldu. Halbuki kastedilen tamamen ziynet, gerdanlık, takılar, altın ve gümüştü. Bu ayette baş kelimesi hiç yok. Örtünün ziyneti örtmesi söz konusu. (Not: Bu açıklama ile bir ilahiyat profesörü bile Kuran'ın değiştirildiğini kabul etmiş oluyor.)

Göğüsleri açık müslüman kadınlar

Prof. Dr. Zekeriya Beyaz'ın, Haziran ayında yayınlanan 'İslam ve giyim kuşam' adlı kitabındaki çizimler büyük gürültü kopardı. Göğüsleri açık, mini etekli, iki ‘müslüman kadın cariye’ çiziminin altında 'Müslüman cariye hanım, toplum içinde bu kıyafetle gezer ve namazını bu halde kılabilir' yazısı tepkilere neden oldu. Prof. Beyaz bu konuda şöyle dedi:

"Hanefi, Şafii ve Hanbeli mezheplerine mensup müslüman cariyeler, diz ile göbek arasını örterlerdi. Bu kıyafetlerle namaz kılar, çarşıda pazarda dolaşırlardı. Maliki mezhebine göre ise sadece ön ve arka edep yerleri örter, yani bir mayo giyerek namaz kılar, dolaşırlardı. Eğer Kuran'da kadınların baş, kol ve şura buraları şöyle örtünmeli, böyle örtünmeli diye bir hüküm olsaydı, bu tip mezhepler böyle hüküm verir miydi?

Bugün normal müslüman hanım böyle namaz kılamaz. Kadınların namaz kıyafetlerinde aynı zamanda ritüellik vardır. Bugünkü hanımlar da zaten cariye değildir. Bu kıyafetle namaz kılmayı tavsiye etmem söz konusu değil

İslamiyetin ilk dönemlerinde savaş esirleri cariye kabul edilirdi. Bunlar müslüman oldukları halde o vasıfları devam ederdi. Kuran'da kadınların saçı başı örtülecek diye kesin ayet varsa, mezhep imamları, müslüman olan bu cariyelere neden o ayetleri uygulamadılar. Hür hanımların başının baskı altına alınmasının sebebi ise çok evlilik ve cariyelerle nikahsız yaşamadır. Evin beyi cariyelerle nikahsız yaşarken, hanımının, başkasına giderek kendisinden cinsel intikam alacağı korkusu ile başını örttürerek cinsel intikam almaktadır. Burada ısrarla altını çizdiğimiz şey, örfe bağlılık, halkın kabulüne bağlı olmanın esas olduğudur. Arap örf ve adeti öyleydi.

Müslüman bayanlar evlerde tuvalet olmadığı için bu ihtiyaçlarını şehrin dışında hurmalıkta geceleyin giderirlerdi. Cinsel tacize uğrarlardı. Hz. Peygamberimiz bu cinsel tacizi yapan saldırganları buldu. Onlar da, ‘‘Biz bunları cariye sanıyorduk’’ dedi. Onun üzerine, Ahzab Suresi'nin 59'nci ayeti geldi. Ayette; ‘‘Müslüman hanımlar def-i hacet için dışarı çıkınca bir çarşaf yani cilbas gibi baştan aşağı örtsünler ki, tanınsınlar. Cariye olmadığı anlaşılsın. Tacize uğramasınlar‘‘ deniyor. Şimdi, ne cariye, ne de böyle taciz var. Kimsenin örtünmeye ihtiyacı yok.

Kuran'da böyle örtüneceğine dair açık, kesin bir ayet yoktur. Bağırıyorum. Bunun yokluğunun en açık belgesi cariyelerin kıyafetidir. Ben bunu 35 sene önce öğrendim. Oysa, vaazlarda, ' bir kadının saçının bir teli gözükürse 1000 sene cehennemde yanar' deniliyordu. Bunu görünce anama çok acıdım. 60 yaşındaydı, cehennemde yanacaktı. Ancak, islam hukuku kitaplarını okuyunca böyle olmadığını gördüm. İsyan ettim. Bu kitaplarda tarif edilen cariye kıyafetini günü gelecek, islam kitaplarında yayınlayacağım dedim."


Karşıt görüşler 

Ali Eren (Akit yazarı): 
Cariye meselesini ele alıp, oradan hür kadınların kıyafetlerini örnek göstermeye çalışılıyor. Zekeriya Bey, kötü niyetle yapmamıştır. Bu kıyafetlerle göğsünü de açabilir diyerek, cemaati fazlalaştırmak istiyor, herhalde. Atatürk bile, Elmalılı Muhammed Hamdi Yazıar'a Kuran'ın tefsirini hazırlattı. Devlet parası ile hazırlanan Kuran da, ‘‘Ve başörtülerini yakalarının üzerine vursunlar, başlarını, saçlarını, kulaklarını boyunlarını gerdanlarını sinelerini açık tutmayıp, bu suretle sımsıkı örtsünler’’ diyor. Niçin böyle söyleniyor. Çünkü, Hz.Peygamberimiz zamanında da başörtüsü vardı. Baş üzerine alıp, arkaya atılıyordu. Gerdanları görünüyordu. Bunun için, başörtü kullanılıp, bunu yaka üzerine vurmaları, ön taraflarını kapatmaları istendi.

İsmail Nacar (İslamcı yazar): 
Klasik tefsirler, meallerin tamamında, ki buna Nur suresi 31'inci ayet de dahil, mümin kadınların bakışlarını yere indirip, cinsiyet organlarını, ırzlarını korumaları, ziynetlerini, görünen kısımları müstesna açmasınlar görüşü hakim. Örtüleri, başörtülerini göğüs yırtmaçlarının üzerinde bulundursunlar. İlmi hakikati teslim etmek lazım. İslam'da Kuran'da başörtüsü gerçeği var. İsteyen örter, isteyen örtmez. Lafı uzatmaya dolandırmaya gerek yok.

Emine Şenlikoğlu (İslamcı yazar): 
Kuran'da saç teli falan geçmez. Ama bu konuda üç ayet var. En önemlisi de Nur Suresi'nin 60'ıncı ayeti. Tesettür için müthiş delildir. Burada diyor ki, ‘‘Çok yaşlılar için deniliyor. Kadınlar dış tesettürlerini bırakarak, örterek sokağa çıkabilir. Yani, dış kıyafetlerini örtünmeden sokağa çıkabilir.’’ Alah'ın kullarına tavsiyesi bu. Buradan hareketle 'gençler tesettürsüz çıkmamalı' diyor. Ahzab Suresi 59'uncu ayet var. Kendisi, hanımı, kızını örtmez, inanmıyorsa inanmaz, bu kimseyi ilgilendirmez. Ama, Kuran'da böyle bir ayet yok demek, bir milleti zehirlemektir. 

Ayşe Sucu (Diyanet İşleri Başkanlığı Kadın Kolları Başkanı) 
Başörtüsü meselesinde bilim adamları, ilahiyatçılar iki farklı bakış açısındalar. Bir taraf, 'Başörtüsü farz' diyor, diğer taraf buna katılmıyor. Bilimsel görüştür. Her ikisine saygı duyarım. Sosyal bilimlerde kesin görüş yok. Bugünün doğrusu, yarın yanlış olabilir. Başörtüsü ile ilgili konularda farklı görüşler ortaya atılabilir. İlmi sonuçta, islamda siyah ve beyaz olarak meselelere bakılmasına karşıyım, arada gri ve tonları var.

Kaynak: Hürriyet, 09.12.2000

İslamiyet Gerçekleri Anasayfası