Dincilik Kavgası ve İbadet Özgürlüğü...
PENCERE
İlhan Selçuk, Cumhuriyet Gazetesi 27.10.1999

Dincilik kavgası Anadolu'ya özgü sayılamaz; tüm İslam coğrafyasında geçerlidir. Türkiye'ye özgü yerel bir olay değil irtica; Afganistan, İran, Sudan, Cezayir vb. ülkelerde başa beladır. Laik cumhuriyet yalnız Anadolu'da var; ama, kanlı dincilik kavgası, laik devlet düzeniyle ilgisi bulunmayan Müslüman ülkelerde bizdekinden daha beter boyutlarda sürüp gidiyor.

Osmanlı'da irtica 19'uncu yüzyıl boyunca sorundu. 1909'da bu ülkenin başında padişah-halife vardı; Şeyhülisam ile kadılar devlet örgütünde yetkili idiler, Şeriye Vekâleti bulunuyordu; 31 Mart'ta irtica ortalığı kana buladı.

Kemalistlere ''laikçiler'' diye yüklenenler ya kasıtlıdırlar ya aymazlık içindedirler. 21'inci yüzyılın eşiğinde irtica, yalnız laik Atatürk cumhuriyetini yıkmaya çalışmıyor; Müslümanlık coğrafyasında bir numaralı sorundur.

*

Anadolu'da iki temel mezhep var: Sünnilik ve Alevilik...

Osmanlı'da Alevi baskı altındaydı.

Nasıl olmasın ki!..

Devletin başı padişah Sünnilerin halifesiydi; Kızılbaşlara uygulanan zulmün haddi hesabı yoktu; Aleviler dağlara
çekilmişlerdi; ancak Atatürk laik cumhuriyeti kurduktan sonra soluk alabildiler.

Ne var ki çok partili rejimle birlikte devlet içinde Sünni iktidarını kuran gericilik, Alevilerin üstünde dayanılmaz bir baskı oluşturdu.

Toplumsal dönüşüm ve nüfus patlaması, Alevileri kırsal alandan kentlere taşıyınca, bunalım yoğunlaştı. Çünkü dağa ve düze yerleşik uzak köylerde ibadetini sürdürebilen Alevi şehirde ne yapacaktı?..

Alevinin ibadet özgürlüğünü kazanmak için savaşımı bu zorunluluktan doğdu. Sonuçta kentlerde cemevleri kuruldu, tapınma özgürlüğü kazanıldı.

Alevi şeriatçı değildir; şeriata karşıdır; camiye değil cemevine gider; din devleti kurmak gibi bir amacı olamaz.

*

Sünnilikte durum ne?..

Sünni şeriatında iki alan vardır; birincisi ''ibadet'' tir, ikincisi ''muamelât'' tır.

İbadet tapınmadır; muamelat kapsamında ceza, miras, aile hukuku da vardır ki bu bölüm baştan sona demokrasi, insan hakları ve temel özgürlüklere ters düşen kurallarla dolup taşar.

Bir Sünni günde beş değil, yirmi beş rekât namaz kılsa kimse karışamaz; çünkü bu ibadettir; ama, bir Sünni, şeriat hukukunun uygulanmasını isterse, kıyamet kopar; daha Osmanlı döneminde şeriatın muamelat bölümündeki kurallar devletin hukukundan bir bir kaldırılmaya başlanmıştır; irtica, yenilikçi Osmanlı padişahlarına ve paşalarına bu nedenle düşmanlaşmıştır.

1923 Cumhuriyet devriminde Sünni devlet yapısı yıkıldı; padişahlık, halifelik, Şeyhülislamlık, Şeriye Vekâleti kaldırıldı; dincinin beli kırıldı; ''Aydınlanma Devrimi'' gerçekleşti; irtica bu uygulamaları içine sindiremedi.

*

Peki, devlet nasıl olmalı?..

Hangi din ve mezhepten olursa olsun, sonuna dek tapınma özgürlüğüne evet!.. Şeriatçılığın toplum düzenine dönüşmesine sonuna kadar hayır!..

İrticanın başını ezmek, yalnız demokrasinin değil, ibadet özgürlüğünün de kaçınılmaz gereğidir.

Islamiyet Gerçekleri Anasayfası

İslamiyet Gerçekleri (yedek link)